← Sure 38

38:27

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَـٰطِلًا ۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

Kelime kelime

وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
خَلَقْنَا
yaratmadık
Fiil
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلسَّمَآءَ
göğü
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَمَا
ve ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
بَيْنَهُمَا
ikisi arasındakileri
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
بَٰطِلًا
boş yere
İsim
Kök: بطل
Dilbilgisi (i'rab)
بَٰطِلًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ظَنُّ
zannıdır
İsim
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
ظَنُّİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(lerin)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَوَيْلٌ
vay hallerine;
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
وَيْلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لِّلَّذِينَ
kimselerin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(lerin)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنَ
ateşten dolayı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّارِ
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline!

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri batıl olarak (boş yere) yaratmadık. Bu (iddia), kâfir olanların zannıdır. Ateşi hak eden o kâfir olanların vay hâllerine!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Not without purpose did We create heaven and earth and all between! that were the thought of Unbelievers! but woe to the Unbelievers because of the Fire (of Hell)!

A. Yusuf Alipublic-domain

It was not without purpose that We created the heavens and the earth and everything in between. That may be what the disbelievers assume- how they will suffer from the Fire!-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We created not the heaven and the earth and all that is between them in vain. That is the opinion of those who disbelieve. And woe unto those who disbelieve, from the Fire!

M. Pickthallpublic-domain

And We did not create the heaven and the earth and that between them aimlessly. That is the assumption of those who disbelieve, so woe to those who disbelieve from the Fire.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما خلقنا السماء والأرض وما بينهما عبثًا ولهوًا، ذلك ظنُّ الذين كفروا، فويل لهم من النار يوم القيامة؛ لظنهم الباطل، وكفرهم بالله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?