← Sure 40

40:85

فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْ إِيمَـٰنُهُمْ لَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا ۖ سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدْ خَلَتْ فِى عِبَادِهِۦ ۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْكَـٰفِرُونَ

Kelime kelime

فَلَمْ
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَكُ
sağlamadı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
يَنفَعُهُمْ
kendilerine bir fayda
Fiil
Kök: نفع
Dilbilgisi (i'rab)
يَنفَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِيمَٰنُهُمْ
inanmaları
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
إِيمَٰنُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَمَّا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لَمَّاİsimzaman zarfı
رَأَوْا۟
gördükleri
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَأْسَنَا
hışmımızı
İsim
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بَأْسَİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
سُنَّتَ
yasası budur
İsim
Kök: سنن
Dilbilgisi (i'rab)
سُنَّتَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
ٱلَّتِى
elbette
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىİsimism-i mevsûl، dişil tekil
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
خَلَتْ
gelip geçen
Fiil
Kök: خلو
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
فِى
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
عِبَادِهِۦ
kulları
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَخَسِرَ
ve ziyana uğramışlardır
Fiil
Kök: خسر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
خَسِرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُنَالِكَ
orada
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُنَاİsimzaman zarfı
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلْكَٰفِرُونَ
kafirler
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Ama, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ama hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın, kulları hakkındaki geçe gelen kanunu budur. İşte kâfirler bu noktada hüsrana düştüler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah’ın kulları hakkında süregelen kanunu olarak azabımızı gördükleri zaman (o anki) imanları, kendilerine yarar sağlamamış (olacak)tır. Kâfirler, orada kaybedeceklerdir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But their professing the Faith when they (actually) saw Our Punishment was not going to profit them. (Such has been) Allah's Way of dealing with His Servants (from the most ancient times). And even thus did the Rejecters of Allah perish (utterly)!

A. Yusuf Alipublic-domain

but believing after seeing Our punishment did not benefit them at all- this has always been God’s way of dealing with His creatures- there and then the disbelievers were lost.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But their faith could not avail them when they saw Our doom. This is Allah's law which hath ever taken course for His bondmen. And then the disbelievers will be ruined.

M. Pickthallpublic-domain

But never did their faith benefit them once they saw Our punishment. [It is] the established way of Allāh which has preceded among His servants. And the disbelievers thereupon lost [all].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلم يك ينفعهم إيمانهم هذا حين رأوا عذابنا؛ وذلك لأنه إيمان قد اضطروا إليه، لا إيمان اختيار ورغبة، سنة الله وطريقته التي سنَّها في الأمم كلها أن لا ينفعها الإيمان إذا رأوا العذاب، وهلك عند مجيء بأس الله الكافرون بربهم، الجاحدون توحيده وطاعته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?