← Sure 5

5:117

مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ ۚ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ ۖ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

Kelime kelime

مَا
ben söylemedim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
قُلْتُ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
إِلَّا
başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
مَآ
şeyden
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أَمَرْتَنِى
bana emrettiğin
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمَرْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِهِۦٓ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦٓİsimzamir، 3. tekil eril
أَنِ
kulluk edin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنِEdatINT
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
Fiil
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱعْبُدُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
رَبِّى
benim Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَرَبَّكُمْ
ve sizin Rabbiniz olan
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَكُنتُ
idim
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
عَلَيْهِمْ
onlar üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
شَهِيدًا
şahid
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّا
olduğum sürece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatmasdar bağlacı
دُمْتُ
ben oldukça
Fiil
Kök: دوم
Dilbilgisi (i'rab)
دُمْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
فِيهِمْ
onların içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَمَّا
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
تَوَفَّيْتَنِى
sen beni vefat ettirince
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَفَّيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
كُنتَ
sen oldun
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
أَنتَ
sen
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتَİsimzamir، 2. tekil eril
ٱلرَّقِيبَ
gözetleyen
İsim
Kök: رقب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّقِيبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلَيْهِمْ
onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَنتَ
ve sen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَنتَİsimzamir، 2. tekil eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
شَهِيدٌ
şahitsin
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

“Ben onlara, yalnızca senin bana emrettiğin (şu esası) söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin!’ İçlerinde olduğum sürece kendilerine şahittim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye şahitsin.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"Never said I to them aught except what Thou didst command me to say, to wit, 'worship Allah, my Lord and your Lord'; and I was a witness over them whilst I dwelt amongst them; when Thou didst take me up Thou wast the Watcher over them, and Thou art a witness to all things.

A. Yusuf Alipublic-domain

I told them only what You commanded me to: “Worship God, my Lord and your Lord.” I was a witness over them during my time among them. Ever since You took my soul, You alone have been the watcher over them: You are witness to all things

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

I spake unto them only that which Thou commandedst me, (saying): Worship Allah, my Lord and your Lord. I was a witness of them while I dwelt among them, and when Thou tookest me Thou wast the Watcher over them. Thou art Witness over all things.

M. Pickthallpublic-domain

I said not to them except what You commanded me - to worship Allāh, my Lord and your Lord. And I was a witness over them as long as I was among them; but when You took me up, You were the Observer over them, and You are, over all things, Witness.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال عيسى عليه السلام: يا ربِّ ما قلتُ لهم إلا ما أوحيته إليَّ، وأمرتني بتبليغه من إفرادك بالتوحيد والعبادة، وكنتُ على ما يفعلونه -وأنا بين أظهرهم- شاهدًا عليهم وعلى أفعالهم وأقوالهم، فلما وفيتني أجلي على الأرض، ورفعتني إلى السماء حيًّا، كنت أنت المطَّلِع على سرائرهم، وأنت على كل شيء شهيد، لا تخفى عليك خافية في الأرض ولا في السماء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?