← Sure 6

6:110

وَنُقَلِّبُ أَفْـِٔدَتَهُمْ وَأَبْصَـٰرَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِى طُغْيَـٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

Kelime kelime

وَنُقَلِّبُ
ve ters çeviririz
Fiil
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نُقَلِّبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
أَفْـِٔدَتَهُمْ
gönüllerini
İsim
Kök: فأد
Dilbilgisi (i'rab)
أَفْـِٔدَتَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَبْصَٰرَهُمْ
ve gözlerini
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَبْصَٰرَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَمَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
لَمْ
inanmadıkları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
يُؤْمِنُوا۟
iman edinceye
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦٓ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦٓİsimzamir، 3. tekil eril
أَوَّلَ
ilk
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
أَوَّلَİsimzaman zarfı، eril tekil، mansûb (akuzatif)
مَرَّةٍ
defasında
İsim
Kök: مرر
Dilbilgisi (i'rab)
مَرَّةٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَنَذَرُهُمْ
ve bırakırız onları
Fiil
Kök: وذر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَذَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
طُغْيَٰنِهِمْ
azgınlıkları
İsim
Kök: طغي
Dilbilgisi (i'rab)
طُغْيَٰنِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَعْمَهُونَ
bocalayıp dururlar
Fiil
Kök: عمه
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Onların kalblerini, gözlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi çeviririz; onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz onların kalblerini ve gözlerini çeviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onları taşkınlıkları içerisinde kör ve şaşkın bırakırız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ona (vahye) iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Onları azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakırız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We (too) shall turn to (confusion) their hearts and their eyes, even as they refused to believe in this in the first instance: We shall leave them in their trespasses, to wander in distraction.

A. Yusuf Alipublic-domain

We would make their hearts and their eyes turn away, just as they did not believe the first time, and leave them to flounder in their obstinacy.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

We confound their hearts and their eyes. As they believed not therein at the first, We let them wander blindly on in their contumacy.

M. Pickthallpublic-domain

And We will turn away their hearts and their eyes just as they refused to believe in it [i.e., the revelation] the first time. And We will leave them in their transgression, wandering blindly.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ونقلب أفئدتهم وأبصارهم، فنحول بينها وبين الانتفاع بآيات الله، فلا يؤمنون بها كما لم يؤمنوا بآيات القرآن عند نزولها أول مرة، ونتركهم في تمرُّدهم على الله متحيِّرين، لا يهتدون إلى الحق والصواب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?