← Sure 6

6:52

وَلَا تَطْرُدِ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ ۖ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِم مِّن شَىْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Kelime kelime

وَلَا
kovma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَطْرُدِ
onları kovsam
Fiil
Kök: طرد
Dilbilgisi (i'rab)
تَطْرُدِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَدْعُونَ
yalvaranları
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
يَدْعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّهُم
Rablerine
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْغَدَوٰةِ
sabah
İsim
Kök: غدو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَدَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَٱلْعَشِىِّ
ve akşam
İsim
Kök: عشو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَشِىِّİsimeril، mecrûr (genitif)
يُرِيدُونَ
isteyerek
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَجْهَهُۥ
O'nun rızasını
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
وَجْهَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
عَلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنْ
onların hesabından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
حِسَابِهِم
hesabı
İsim
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
حِسَابِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
شَىْءٍ
şey (sorumluluk)
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَمَا
ve yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
مِنْ
senin hesabından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
حِسَابِكَ
hesabı
İsim
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
حِسَابِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَلَيْهِم
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
شَىْءٍ
şey (sorumluk)
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَتَطْرُدَهُمْ
onları kovup da
Fiil
Kök: طرد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
تَطْرُدَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَتَكُونَ
olasın
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
مِنَ
zalimlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلظَّٰلِمِينَ
zalimler
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursun.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

O’nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenleri kovma! Onların hesabından sana herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur; senin hesabından da onlara herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Send not away those who call on their Lord morning and evening, seeking His face. In naught art thou accountable for them, and in naught are they accountable for thee, that thou shouldst turn them away, and thus be (one) of the unjust.

A. Yusuf Alipublic-domain

Do not drive away those who call upon their Lord morning and evening, seeking nothing but His Face. You are in no way accountable for them, nor they for you; if you drove the believers away, you would become one of the evildoers.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Repel not those who call upon their Lord at morn and evening, seeking His Countenance. Thou art not accountable for them in aught, nor are they accountable for thee in aught, that thou shouldst repel them and be of the wrong-doers.

M. Pickthallpublic-domain

And do not send away those who call upon their Lord morning and afternoon, seeking His face [i.e., favor]. Not upon you is anything of their account and not upon them is anything of your account. So were you to send them away, you would [then] be of the wrongdoers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا تُبْعد -أيها النبي- عن مجالستك ضعفاء المسلمين الذين يعبدون ربهم أول النهار وآخره، يريدون بأعمالهم الصالحة وجه الله، ما عليك من حساب هؤلاء الفقراء من شيء، إنما حسابهم على الله، وليس عليهم شيء من حسابك، فإن أبعدتهم فإنك تكون من المتجاوزين حدود الله، الذين يضعون الشيء في غير موضعه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?