عن: يقتضي مجاوزة ما أضيف إليه، تقول: حدثتك عن فلان، وأطعمته عن جوع، قال أبو محمد البصري : «عن» يستعمل أعم من «على» لأنه يستعمل في الجهات الست، ولذلك وقع موقع على في قول الشاعر: 334- إذا رضيت علي بنو قشير قال: ولو قلت: أطعمته على جوع وكسوته على عري لصح.
Exdore translation — not part of the source
An: Kendisine izafe edilen şeyi aşmayı/ondan uzaklaşmayı (mücâvezet) gerektirir. Şöyle dersin: "Haddestüke an fülân" (sana falan kimseden naklen anlattım), "at'amtühû an cû'" (onu açlığın (ardından) giderip doyurdum). Ebû Muhammed el-Basrî dedi ki: "An", "alâ"dan daha genel biçimde kullanılır, çünkü altı yönün (hepsinde) kullanılır. Bu yüzden şairin şu sözünde "alâ", "an" yerine geçmiştir: 334- Kuşeyr oğulları benden (aleyye = annî) razı olduğunda. Dedi ki: Eğer "at'amtühû alâ cû'" (onu açlık üzerine doyurdum) ve "kesevtühû alâ ury" (onu çıplaklık üzerine giydirdim) desen, doğru olurdu.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)