النسل: الانفصال عن الشيء. يقال: نسل الوبر عن البعير، والقميص عن الإنسان، قال الشاعر: 437- فسلي ثيابي عن ثيابك تنسلي والنسالة: ما سقط من الشعر، وما يتحات من وإن كنت قد ساءتك مني خليقة الريش، وقد أنسلت الإبل: حان أن ينسل وبرها، ومنه: نسل: إذا عدا، ينسل نسلانا: إذا أسرع. قال تعالى: وهم من كل حدب ينسلون [الأنبياء/ 96]. والنسل: الولد، لكونه ناسلا عن أبيه. قال تعالى: ويهلك الحرث والنسل [البقرة/ 205] وتناسلوا: توالدوا، ويقال أيضا إذا طلبت فضل إنسان: فخذ ما نسل لك منه عفوا.
Exdore translation — not part of the source
en-Nesl: Bir şeyden ayrılmak, kopmak. Şöyle denir: "Devenin tüyü döküldü (nesele'l-veber ani'l-be'îr)", "gömlek insandan (çıkıp) ayrıldı." Şair şöyle demiştir: 437- Eğer benden bir huy seni üzdüyse %~% elbiselerimi elbiselerinden çıkar (ayır) da sen de kurtul (sıyrıl). en-Nusâle: Kıldan düşen ve tüyden dökülen şey. "Ensaleti'l-ibil" denir: Devenin tüyünün dökülme vakti geldi. Bundan gelmek üzere: "nesele" koştuğunda (kullanılır); "yensilu neselânen": hızla gitmek, seğirtmek. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Onlar her tepeden akın ederler (yensilûn)" [21:96]. en-Nesl: Çocuk (evlat); çünkü o, babasından ayrılıp kopmuştur (ondan neslolmuştur). Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Ekini ve nesli helâk eder" [2:205]. "Tenâselû": Birbirinden üreyip çoğaldılar. Ayrıca bir insanın ihsanını (fazlını) istediğinde şöyle denir: "Ondan sana zahmetsizce düşen (nesele leke) şeyi al."
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)