Kur'an, Bakara'nın başında insanları üç tutuma göre anar: iman edenler, örtenler (kâfir) ve iki yüzlüler (münâfık). Bunlar kişiye hakaret değil, tutumun tanımıdır.
Kâfir — "örten" (küfür = örtmek)
Kök k-f-r "örtmek, gizlemek" demektir; tohumu toprakla örttüğü için çiftçiye bile aynı kökten keffâr denir. Terim olarak kâfir: hakkı görüp üstünü örten, inkâr eden.
- "Kâfirleri uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler; Allah kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir." (2:6-7) — inkârda direnmenin sonucu.
Münâfık — iki yüzlü (nifak)
İçi inkâr, dışı iman gösteren.
- "İnanmadıkları hâlde 'inandık' derler; Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar; kalplerinde hastalık vardır." (2:8-10)
Müşrik — ortak koşan (şirk)
Allah'a denk/ortak tanımak.
- "Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma; şüphesiz şirk büyük bir zulümdür." (31:13)
- "Kimi insanlar Allah'tan başka ortaklar edinir, onları Allah'ı sever gibi severler." (2:165)
- Kur'an şirki, tevbe edilmeden bağışlanmayan tek günah sayar: "Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan azını dilediğine bağışlar." (4:48)
Dürüst sınır: Bu kavramlar tutumu tanımlar. Belli bir kişiyi "kâfir/münâfık" diye yargılamak Kur'an'ın kula verdiği bir yetki değildir; son hüküm Allah'ındır. Biz tanımı veriyoruz, kişi yargılamıyoruz.
Kaynak: Kur'an ayetleri (M. Okuyan meali). İçerik metin/yorum ayrımıyla sunulur; kavram tanımıdır, kişi yargısı değildir.