← Sure 10

10:46

وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ ٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ

Kelime kelime

وَإِمَّا
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِمَّاEdatşart
نُرِيَنَّكَ
sana göstersek
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
نُرِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بَعْضَ
bir kısmını
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِى
onlara vaadettiklerimizin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
نَعِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
نَتَوَفَّيَنَّكَ
seni vefat ettirsek
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
نَتَوَفَّيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَإِلَيْنَا
sonuçta bizedir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَرْجِعُهُمْ
onların dönüşü
İsim
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
مَرْجِعُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
شَهِيدٌ
şahittir
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَا
şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يَفْعَلُونَ
onların yaptıkları
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Onlara, söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya dünyada sana gösteririz, veya senin ruhunu alırız da nasıl olsa onların dönüşü Bizedir; (ahirette görürsün) Allah onların yaptıklarına şahiddir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlara vaad ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, göstermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onların dönüşü bize olacak. Sonra onların ne yapacaklarına Allah şahit olacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ya onları uyardığımız şeylerin bir kısmını sana gösteririz ya da seni vefat ettiririz. Dönüşleri sadece bizedir. Sonra Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Whether We show thee (realised in thy life-time) some part of what We promise them,- or We take thy soul (to Our Mercy) (Before that),- in any case, to Us is their return: ultimately Allah is witness, to all that they do.

A. Yusuf Alipublic-domain

Whether We let you [Prophet] see some of the punishment We have threatened them with, or cause you to die [first], they will return to Us: God is witness to what they do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Whether We let thee (O Muhammad) behold something of that which We promise them or (whether We) cause thee to die, still unto Us is their return, and Allah, moreover, is Witness over what they do.

M. Pickthallpublic-domain

And whether We show you some of what We promise them, [O Muḥammad], or We take you in death, to Us is their return; then, [either way], Allāh is a witness concerning what they are doing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإمَّا نرينَّك -أيها الرسول- في حياتك بعض الذي نَعِدُهم من العقاب في الدنيا، أو نتوفينك قبل أن نريك ذلك فيهم، فإلينا وحدنا يرجع أمرهم في الحالتين، ثم الله شهيد على أفعالهم التي كانوا يفعلونها في الدنيا، لا يخفى عليه شيء منها، فيجازيهم بها جزاءهم الذي يستحقونه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?