← Sure 11

11:110

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَـٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ ۚ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
ءَاتَيْنَا
verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مُوسَى
Musa'ya
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
ٱلْكِتَٰبَ
Kitab'ı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
فَٱخْتُلِفَ
ayrılığa düşüldü
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱخْتُلِفَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَوْلَا
eğer olmasaydı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْلَاEdatşart
كَلِمَةٌ
bir söz
İsim
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
كَلِمَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
سَبَقَتْ
önceden geçmiş
Fiil
Kök: سبق
Dilbilgisi (i'rab)
سَبَقَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
مِن
tarafından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَقُضِىَ
hüküm verilirdi
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
قُضِىَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بَيْنَهُمْ
aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَإِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَفِى
içindedirler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
فِىEdatharf-i cer (edat)
شَكٍّ
bir tereddüt
İsim
Kök: شكك
Dilbilgisi (i'rab)
شَكٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُ
bunun hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مُرِيبٍ
gocundurucu
İsim
Kök: ريب
Dilbilgisi (i'rab)
مُرِيبٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

And olsun ki, Musa'ya Kitap verdik; onda ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında çoktan hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, Kitap'ın Allah katından olduğunda şüphe ve endişe içindedirler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Andolsun ki, Musa'ya kitabı verdik, yine de onda ihtilafa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir karar olmasa idi, elbette haklarında hüküm verilmiş bitmişti. Muhakkak ki onlar, bundan kuşkulu bir şüphe içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki biz Musa’ya da Kitabı vermiştik fakat onda anlaşmazlığa düşülmüştü. Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki onlar (Mekkeliler) de ondan (Kur’an’dan) kuşkulandıran bir şüphe içindedir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We certainly gave the Book to Moses, but differences arose therein: had it not been that a word had gone forth before from thy Lord, the matter would have been decided between them, but they are in suspicious doubt concerning it.

A. Yusuf Alipublic-domain

We gave Moses the Scripture before you, but differences arose about it and if it had not been for a prior word from your Lord, a decision would already have been made between them, though they are in grave doubt about it.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And we verily gave unto Moses the Scripture, and there was strife thereupon; and had it not been for a Word that had already gone forth from thy Lord, the case would have been judged between them, and lo! they are in grave doubt concerning it.

M. Pickthallpublic-domain

And We had certainly given Moses the Scripture, but it came under disagreement. And if not for a word that preceded from your Lord, it would have been judged between them. And indeed they are, concerning it [i.e., the Qur’ān], in disquieting doubt.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد آتينا موسى الكتاب وهو التوراة، فاختلف فيه قومه، فآمن به جماعة وكفر به آخرون كما فعل قومك بالقرآن. ولولا كلمة سبقت من ربك بأنه لا يعجل لخلقه العذاب، لحلَّ بهم في دنياهم قضاء الله بإهلاك المكذِّبين ونجاة المؤمنين. وإن الكفار من اليهود والمشركين -أيها الرسول- لفي شك -من هذا القرآن- مريب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?