الشك: اعتدال النقيضين عند الإنسان وتساويهما، وذلك قد يكون لوجود أمارتين متساويتين عند النقيضين، أو لعدم الأمارة فيهما، والشك ربما كان في الشيء هل هو موجود أو غير موجود؟ وربما كان في جنسه، من أي جنس هو؟ وربما كان في بعض صفاته، وربما كان في الغرض الذي لأجله أوجد. والشك: ضرب من الجهل، وهو أخص منه، لأن الجهل قد يكون عدم العلم بالنقيضين رأسا، فكل شك جهل، وليس كل جهل شكا، قال الله تعالى: وإنهم لفي شك منه مريب [هود/ 110]، بل هم في شك يلعبون [الدخان/ 9]، فإن كنت في شك [يونس/ 94]. واشتقاقه إما من شككت الشيء أي: خرقته، قال: 270- وشككت بالرمح الأصم ثيابه %~% ليس الكريم على القنا بمحرم فكأن الشك الخرق في الشيء، وكونه بحيث لا يجد الرأي مستقرا يثبت فيه ويعتمد عليه. ويصح أن يكون مستعارا من الشك، وهو لصوق العضد بالجنب، وذلك أن يتلاصق النقيضان فلا مدخل للفهم والرأي، لتخلل ما بينهما، ويشهد لهذا قولهم: التبس الأمر، واختلط، وأشكل، ونحو ذلك من الاستعارات. والشكة: السلاح الذي به يشك، أي: يفصل.
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
eş-Şekk (şüphe): İki karşıt (nakîz) durumun insan nezdinde denk olması ve birbirine eşitlenmesidir. Bu, iki karşıt tarafta eşit iki emârenin bulunmasından olabileceği gibi, her ikisinde de hiçbir emâre bulunmamasından da olabilir. Şüphe bazen bir şeyin kendisinde olur: acaba var mı, yok mu? Bazen onun cinsinde olur: hangi cinstendir? Bazen bazı sıfatlarında olur; bazen de kendisi için var edildiği gaye hakkında olur. Şüphe, bir tür cehalettir; ancak ondan daha özeldir. Çünkü cehalet, kimi zaman iki karşıt hakkında da hiçbir bilginin bulunmaması şeklinde olur. Dolayısıyla her şüphe bir cehalettir, ama her cehalet şüphe değildir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Onlar bu konuda gerçekten kuşku veren bir şüphe içindedirler" [11:110]; "Doğrusu onlar bir şüphe içinde oyalanmaktadırlar" [44:9]; "Eğer sen bir şüphe içindeysen" [10:94]. Kelimenin türeyişi (iştikakı) ya "şekektü'ş-şey'e" yani "onu deldim, yardım" ifadesindendir. Şair şöyle demiştir: 270- Mızrağın sert (ucuyla) elbisesini deldim %~% Kerim olan kişi mızrak karşısında dokunulmaz değildir Sanki şüphe, bir şeydeki delik/yarıktır; öyle ki görüş (re'y) orada yerleşip sabit kalacağı ve üzerine dayanacağı bir karar yeri bulamaz. Kelimenin "eş-Şekk"ten ödünç alınmış (istiâre) olması da mümkündür ki bu, pazunun böğüre yapışmasıdır. Bu da iki karşıtın birbirine öyle yapışmasıdır ki, aralarında bir aralık kalmadığından anlayışın ve görüşün girecek yeri kalmaz. Buna, insanların "iş karıştı (iltebese'l-emr)", "karıştı (ihtelata)", "müşkilleşti (eşkele)" gibi sözleri ve benzeri istiâreler şahitlik eder. eş-Şikke: Kendisiyle şekk yapılan, yani ayırma/yarma yapılan silahtır.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)