← Sure 17

17:102

قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَآ أَنزَلَ هَـٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّى لَأَظُنُّكَ يَـٰفِرْعَوْنُ مَثْبُورًا

Kelime kelime

قَالَ
(Musa) dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَقَدْ
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
عَلِمْتَ
sen biliyorsun ki
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مَآ
indirmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَآEdatolumsuzluk
أَنزَلَ
indirdi
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أَنزَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَٰٓؤُلَآءِ
bunları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰٓEdatATT، ön ek
ؤُلَآءِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
إِلَّا
başkası
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
رَبُّ
Rabbinden
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
göklerin
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
بَصَآئِرَ
kanıtlar olarak
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
بَصَآئِرَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
وَإِنِّى
şüphesiz ben de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
لَأَظُنُّكَ
seni görüyorum
Fiil
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
أَظُنُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
يَٰفِرْعَوْنُ
Ey Fir'avn
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
فِرْعَوْنُİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
مَثْبُورًا
mahvolmuş
İsim
Kök: ثبر
Dilbilgisi (i'rab)
مَثْبُورًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Musa da: "And olsun ki, bunları göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu senin mahvolacağını sanıyorum" demişti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Musa dedi ki: "Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Musa da) “Bunları (mucizeleri) öngörüler olarak, göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini gayet iyi biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu ben senin mahvolacağını sanıyorum.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Moses said, "Thou knowest well that these things have been sent down by none but the Lord of the heavens and the earth as eye-opening evidence: and I consider thee indeed, O Pharaoh, to be one doomed to destruction!"

A. Yusuf Alipublic-domain

He said, ‘You know very well that only the Lord of the heavens and earth could have sent these signs as clear proof. I think that you, Pharaoh, are doomed.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He said: In truth thou knowest that none sent down these (portents) save the Lord of the heavens and the earth as proofs, and lo! (for my part) I deem thee lost, O Pharaoh.

M. Pickthallpublic-domain

[Moses] said, "You have already known that none has sent down these [signs] except the Lord of the heavens and the earth as evidence, and indeed I think, O Pharaoh, that you are destroyed."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فردَّ عليه موسى: لقد تيقَّنتَ -يا فرعون- أنه ما أنزل تلك المعجزات التسع الشاهدة على صدق نبوتي إلا رب السموات والأرض؛ لتكون دلالات يَستدِل بها أولو البصائر على وحدانية الله تعالى في ربوبيته وألوهيته، وإني لعلى يقين أنك -يا فرعون- هالك ملعون مغلوب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?