← Sure 18

18:40

فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

Kelime kelime

فَعَسَىٰ
umulur ki
Fiil
Kök: عسي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
عَسَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبِّىٓ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، merfû (nominatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَن
bana verebilir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُؤْتِيَنِ
verilen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نِİsimzamir، son ek، 1. tekil
خَيْرًا
daha iyisini
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
senin bağından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
جَنَّتِكَ
cennet
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
جَنَّتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَيُرْسِلَ
ve gönderir
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُرْسِلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَيْهَا
onun üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
حُسْبَانًا
yıldırımlar
İsim
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
حُسْبَانًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
gökten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَآءِ
göğün
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَتُصْبِحَ
böylece kesilir
Fiil
Kök: صبح
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تُصْبِحَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
صَعِيدًا
bağın
İsim
Kök: صعد
Dilbilgisi (i'rab)
صَعِيدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
زَلَقًا
kupkuru bir toprak
İsim
Kök: زلق
Dilbilgisi (i'rab)
زَلَقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Belki Rabbim, bana, senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de, bağın yalçın bir toprak haline gelir."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bahçene girdiğinde “Maşallah! Kuvvet yalnızca Allah’a aittir.” deseydin ya! “Malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan, (şunu bil ki) belki Rabbim bana senin bahçenden daha iyisini verir; oraya (bahçene) gökten yıldırımlar gönderir ve kupkuru bir toprak hâline gelir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"It may be that my Lord will give me something better than thy garden, and that He will send on thy garden thunderbolts (by way of reckoning) from heaven, making it (but) slippery sand!-

A. Yusuf Alipublic-domain

my Lord may well give me something better than your garden, and send thunderbolts on your garden from the sky, so that it becomes a heap of barren dust;

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Yet it may be that my Lord will give me better than thy garden, and will send on it a bolt from heaven, and some morning it will be a smooth hillside,

M. Pickthallpublic-domain

It may be that my Lord will give me [something] better than your garden and will send upon it a [disastrous] penalty from the sky, and it will become a smooth, dusty ground,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وهلا حين دخَلْتَ حديقتك فأعجبتك حَمِدت الله، وقلت: هذا ما شاء الله لي، لا قوة لي على تحصيله إلا بالله. إن كنت تراني أقل منك مالا وأولادًا، فعسى ربي أن يعطيني أفضل من حديقتك، ويسلبك النعمة بكفرك، ويرسل على حديقتك عذابا من السماء، فتصبح أرضًا ملساء جرداء لا تثبت عليها قدم، ولا ينبت فيها نبات، أو يصير ماؤها الذي تُسقى منه غائرًا في الأرض، فلا تقدر على إخراجه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?