← Sure 2

2:272

۞ لَّيْسَ عَلَيْكَ هُدَىٰهُمْ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ ۗ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلِأَنفُسِكُمْ ۚ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ ٱللَّهِ ۚ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

Kelime kelime

لَّيْسَ
değildir
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
لَّيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْكَ
senin üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
هُدَىٰهُمْ
onları hidayet etmek
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هُدَىٰİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَٰكِنَّ
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'tır
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يَهْدِى
doğru yola ileten
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَهْدِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَن
kimseyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَمَا
verdiğiniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاİsimşart
تُنفِقُوا۟
harcarsanız
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
تُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنْ
her
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
خَيْرٍ
hayır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَلِأَنفُسِكُمْ
kendiniz içindir
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمَا
infak edemezsiniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
تُنفِقُونَ
kendinize alamayacağınız
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
تُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱبْتِغَآءَ
kazanmak için
İsim
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱبْتِغَآءَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
وَجْهِ
(yüzü) rızasını
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
وَجْهِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَمَا
ve ne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاİsimşart
تُنفِقُوا۟
verseniz
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
تُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنْ
hayırdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
خَيْرٍ
hayır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يُوَفَّ
tastamam verilir
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
يُوَفَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَأَنتُمْ
ve siz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
أَنتُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
لَا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُظْلَمُونَ
zulmedilmezsiniz
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
تُظْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah'ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onların hidayeti senin üzerine (bir görev) değildir. Zira Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. Her ne iyilik infak ederseniz kendiniz içindir.Yalnızca Allah rızası için infak edeceksiniz. Her ne iyilik infak ederseniz, (karşılığı) size tastamam verilecektir ve siz haksızlığa uğratılmayacaksınız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

It is not required of thee (O Messenger), to set them on the right path, but Allah sets on the right path whom He pleaseth. Whatever of good ye give benefits your own souls, and ye shall only do so seeking the "Face" of Allah. Whatever good ye give, shall be rendered back to you, and ye shall not Be dealt with unjustly.

A. Yusuf Alipublic-domain

It is not for you [Prophet] to guide them; it is God who guides whoever He will. Whatever charity you give benefits your own soul, provided you do it for the sake of God: whatever you give will be repaid to you in full, and you will not be wronged.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The guiding of them is not thy duty (O Muhammad), but Allah guideth whom He will. And whatsoever good thing ye spend, it is for yourselves, when ye spend not save in search of Allah's Countenance; and whatsoever good thing ye spend, it will be repaid to you in full, and ye will not be wronged.

M. Pickthallpublic-domain

Not upon you, [O Muḥammad], is [responsibility for] their guidance, but Allāh guides whom He wills. And whatever good you [believers] spend is for yourselves, and you do not spend except seeking the face [i.e., approval] of Allāh. And whatever you spend of good - it will be fully repaid to you, and you will not be wronged.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لست -أيها الرسول- مسئولا عن توفيق الكافرين للهداية، ولكن الله يشرح صدور مَن يشاء لدينه، ويوفقه له. وما تبذلوا من مال يَعُدْ عليكم نَفْعُه من الله، والمؤمنون لا ينفقون إلا طلبًا لمرضاة الله. وما تنفقوا من مال -مخلصين لله- توفوا ثوابه، ولا تُنْقَصُوا شيئا من ذلك. وفي الآية إثبات صفة الوجه لله تعالى على ما يليق به سبحانه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?