← Sure 2

2:254

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَـٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَـٰعَةٌ ۗ وَٱلْكَـٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنفِقُوا۟
infak edin
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفِقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِمَّا
size verdiğimiz rızıktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
رَزَقْنَٰكُم
size verdiğimiz rızıktan
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رَزَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّن
önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
أَن
gelmezden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَأْتِىَ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِىَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
يَوْمٌ
gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّا
olmadığı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
بَيْعٌ
alışverişin
İsim
Kök: بيع
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْعٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فِيهِ
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَا
ve hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
خُلَّةٌ
dostluğun
İsim
Kök: خلل
Dilbilgisi (i'rab)
خُلَّةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَا
ve hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
شَفَٰعَةٌ
şefaatin
İsim
Kök: شفع
Dilbilgisi (i'rab)
شَفَٰعَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَٱلْكَٰفِرُونَ
ve kafirler
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
هُمُ
ta kendileridir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلظَّٰلِمُونَ
zalimlerin
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve şefaat bulunmayan gün (ahiret) gelmeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin (verin)! Kâfirler elbette zalimlerdir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! Spend out of (the bounties) We have provided for you, before the Day comes when no bargaining (Will avail), nor friendship nor intercession. Those who reject Faith they are the wrong-doers.

A. Yusuf Alipublic-domain

You who believe, give from what We have provided for you, before the Day comes when there is no bargaining, no friendship, and no intercession. It is the disbelievers who are wrong.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! spend of that wherewith We have provided you ere a day come when there will be no trafficking, nor friendship, nor intercession. The disbelievers, they are the wrong-doers.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, spend from that which We have provided for you before there comes a Day in which there is no exchange [i.e., ransom] and no friendship and no intercession. And the disbelievers - they are the wrongdoers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا من آمنتم بالله وصدَّقتم رسوله وعملتم بهديه أخرجوا الزكاة المفروضة، وتصدَّقوا مما أعطاكم الله قبل مجيء يوم القيامة حين لا بيع فيكون ربح، ولا مال تفتدون به أنفسكم مِن عذاب الله، ولا صداقة صديق تُنقذكم، ولا شافع يملك تخفيف العذاب عنكم. والكافرون هم الظالمون المتجاوزون حدود الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?