← Sure 21

21:40

بَلْ تَأْتِيهِم بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

Kelime kelime

بَلْ
doğrusu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
تَأْتِيهِم
o onlara gelecek
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَغْتَةً
ansızın
İsim
Kök: بغت
Dilbilgisi (i'rab)
بَغْتَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَتَبْهَتُهُمْ
onları şaşırtacak
Fiil
Kök: بهت
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَبْهَتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَا
güçleri yetmeyecek
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَسْتَطِيعُونَ
bulamazlar
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَطِيعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَدَّهَا
onu reddetmeye
İsim
Kök: ردد
Dilbilgisi (i'rab)
رَدَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَلَا
ve ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
هُمْ
kendilerine
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
يُنظَرُونَ
süre verilecek
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
يُنظَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Doğrusu o (Son Saat) kendilerine öyle ani gelir ki onları şaşırtır. Artık onu reddetmeye (geri çevirmeye) güçleri yetmez ve kendilerine bakılmaz da.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Nay, it may come to them all of a sudden and confound them: no power will they have then to avert it, nor will they (then) get respite.

A. Yusuf Alipublic-domain

It will come upon them suddenly and stupefy them; they will be powerless to push it away; they will not be reprieved.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Nay, but it will come upon them unawares so that it will stupefy them, and they will be unable to repel it, neither will they be reprieved.

M. Pickthallpublic-domain

Rather, it will come to them unexpectedly and bewilder them, and they will not be able to repel it, nor will they be reprieved.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولسوف تأتيهم الساعة فجأة، فيتحيَّرون عند ذلك، ويخافون خوفًا عظيمًا، ولا يستطيعون دَفْعَ العذاب عن أنفسهم، ولا يُمْهلون لاستدراك توبة واعتذار.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution