← Sure 24

24:51

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَن يَقُولُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۚ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Kelime kelime

إِنَّمَا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
كَانَ
sözü
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
قَوْلَ
sözünü
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْلَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananların
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
دُعُوٓا۟
çağırıldıkları
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
دُعُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَى
Allah'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَرَسُولِهِۦ
ve Rasulüne
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لِيَحْكُمَ
hükmetmesi için
Fiil
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَحْكُمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَيْنَهُمْ
aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَن
demeleridir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَقُولُوا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَمِعْنَا
işittik
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
سَمِعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَأَطَعْنَا
ve ita'at ettik
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَطَعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُمُ
onlardır
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْمُفْلِحُونَ
kurtuluşa erenler
İsim
Kök: فلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُفْلِحُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: "İşittik, itaat ettik" demek, ancak müminlerin sözüdür, işte saadete erenler onlardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resulüne davet edildiklerinde müminlerin sözü ancak "işittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte bunlar asıl kurtuluşa erenlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Elçisine davet edildiklerinde, müminlerin sözü sadece “İşittik ve itaat ettik!” demeleridir. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The answer of the Believers, when summoned to Allah and His Messenger, in order that He may judge between them, is no other than this: they say, "We hear and we obey": it is such as these that will attain felicity.

A. Yusuf Alipublic-domain

When the true believers are summoned to God and His Messenger in order for him to judge between them, they say, ‘We hear and we obey.’ These are the ones who will prosper:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The saying of (all true) believers when they appeal unto Allah and His messenger to judge between them is only that they say: We hear and we obey. And such are the successful.

M. Pickthallpublic-domain

The only statement of the [true] believers when they are called to Allāh and His Messenger to judge between them is that they say, "We hear and we obey." And those are the successful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أما المؤمنون حقا فدأبهم إذا دعوا إلى التحاكم في خصوماتهم إلى كتاب الله وحكم رسوله، أن يقبلوا الحكم ويقولوا: سمعنا ما قيل لنا وأطعنا مَن دعانا إلى ذلك، وأولئك هم المفلحون الفائزون بمطلوبهم في جنات النعيم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?