← Sure 25

25:63

وَعِبَادُ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى ٱلْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَـٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَـٰمًا

Kelime kelime

وَعِبَادُ
ve kulları
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عِبَادُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلرَّحْمَٰنِ
Rahman'ın
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّحْمَٰنِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
ٱلَّذِينَ
öyle kimselerdir ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَمْشُونَ
yürürler
Fiil
Kök: مشي
Dilbilgisi (i'rab)
يَمْشُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هَوْنًا
mütevazi olarak
İsim
Kök: هون
Dilbilgisi (i'rab)
هَوْنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَإِذَا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
خَاطَبَهُمُ
kendilerine laf atarsa
Fiil
Kök: خطب
Dilbilgisi (i'rab)
خَاطَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْجَٰهِلُونَ
cahiller
İsim
Kök: جهل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَٰهِلُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
قَالُوا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَلَٰمًا
Selam
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
سَلَٰمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (geçerler).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Rahmân’ın (iyi) kulları, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve o cahiller (müşrikler) onlara laf attığında ‘Selam!’ deyip (geçer)ler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And the servants of (Allah) Most Gracious are those who walk on the earth in humility, and when the ignorant address them, they say, "Peace!";

A. Yusuf Alipublic-domain

The servants of the Lord of Mercy are those who walk humbly on the earth, and who, when the foolish address them, reply, ‘Peace’;

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The (faithful) slaves of the Beneficent are they who walk upon the earth modestly, and when the foolish ones address them answer: Peace;

M. Pickthallpublic-domain

And the servants of the Most Merciful are those who walk upon the earth easily, and when the ignorant address them [harshly], they say [words of] peace,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وعباد الرحمن الصالحون يمشون على الأرض بسكينة متواضعين، وإذا خاطبهم الجهلة السفهاء بالأذى أجابوهم بالمعروف من القول، وخاطبوهم خطابًا يَسْلَمون فيه من الإثم، ومن مقابلة الجاهل بجهله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?