← Sure 27

27:10

وَأَلْقِ عَصَاكَ ۚ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ ۚ يَـٰمُوسَىٰ لَا تَخَفْ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلْمُرْسَلُونَ

Kelime kelime

وَأَلْقِ
ve at
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَلْقِFiilemir، 2. tekil eril
عَصَاكَ
asanı
İsim
Kök: عصو
Dilbilgisi (i'rab)
عَصَاİsimmerfû (nominatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
رَءَاهَا
görünce
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَءَاFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
تَهْتَزُّ
titreştiğini
Fiil
Kök: هزز
Dilbilgisi (i'rab)
تَهْتَزُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
كَأَنَّهَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَأَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
جَآنٌّ
bir yılan
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
جَآنٌّİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَّىٰ
dön(üp kaç)dı
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَّىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مُدْبِرًا
arkaya
İsim
Kök: دبر
Dilbilgisi (i'rab)
مُدْبِرًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَمْ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يُعَقِّبْ
geri dönmedi
Fiil
Kök: عقب
Dilbilgisi (i'rab)
يُعَقِّبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
يَٰمُوسَىٰ
ey Musa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
مُوسَىٰİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
لَا
korkma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَخَفْ
korkma
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
تَخَفْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
إِنِّى
çünkü ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
لَا
korkmaz(lar)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَخَافُ
korkan
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
يَخَافُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَدَىَّ
benim huzurumda
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لَدَىَّİsimmekân zarfı
İsimzamir، son ek، 1. tekil
ٱلْمُرْسَلُونَ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُرْسَلُونَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

"Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Asânı at!" (Asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Dedik ki): "Ey Musa korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Asanı (yere) bırak!” Onu yılan gibi depreşir görünce, arkasına bakmadan geri dönmüştü. (Ona şöyle söylenmişti): “Ey Musa! Korkma! Çünkü benim huzurumda elçiler korkmaz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"Now do thou throw thy rod!" But when he saw it moving (of its own accord) as if it had been a snake, he turned back in retreat, and retraced not his steps: "O Moses!" (it was said), "Fear not: truly, in My presence, those called as messengers have no fear,-

A. Yusuf Alipublic-domain

Throw down your staff,’ but when he saw it moving like a snake, he turned and fled. ‘Moses, do not be afraid! The messengers need have no fear in My presence,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And throw down thy staff! But when he saw it writhing as it were a demon, he turned to flee headlong; (but it was said unto him): O Moses! Fear not! the emissaries fear not in My presence,

M. Pickthallpublic-domain

And [he was told], "Throw down your staff." But when he saw it writhing as if it were a snake, he turned in flight and did not return. [Allāh said], "O Moses, fear not. Indeed, in My presence the messengers do not fear.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما جاء موسى النارَ ناداه الله وأخبره أن هذا مكانٌ قدَّسه الله وباركه فجعله موضعًا لتكليم موسى وإرساله، وأن الله بارك مَن في النار ومَن حولها مِنَ الملائكة، وتنزيهًا لله رب الخلائق عما لا يليق به. يا موسى إنه أنا الله المستحق للعبادة وحدي، العزيز الغالب في انتقامي من أعدائي، الحكيم في تدبير خلقي. وألق عصاك فألقاها فصارت حية، فلما رآها تتحرك في خفة تَحَرُّكَ الحية السريعة ولَّى هاربًا ولم يرجع إليها، فطمأنه الله بقوله: يا موسى لا تَخَفْ، إني لا يخاف لديَّ من أرسلتهم برسالتي، لكن مَن تجاوز الحدَّ بذنب، ثم تاب فبدَّل حُسْن التوبة بعد قبح الذنب، فإني غفور له رحيم به، فلا ييئس أحدٌ من رحمة الله ومغفرته. وأدخل يدك في جيبك تخرج بيضاء كالثلج من غير بَرَص في جملة تسع معجزات، وهي مع اليد: العصا، والسنون، ونقص الثمرات، والطوفان، والجراد، والقُمَّل، والضفادع، والدم؛ لتأييدك في رسالتك إلى فرعون وقومه، إنهم كانوا قومًا خارجين عن أمر الله كافرين به.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?