← Sure 30

30:36

وَإِذَآ أَذَقْنَا ٱلنَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا۟ بِهَا ۖ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ إِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ

Kelime kelime

وَإِذَآ
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَآİsimzaman zarfı
أَذَقْنَا
biz taddırdığımız
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
أَذَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلنَّاسَ
insanlara
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
رَحْمَةً
bir rahmet
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَحْمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَرِحُوا۟
sevinirler
Fiil
Kök: فرح
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِحُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهَا
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تُصِبْهُمْ
onlara erişirse
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
تُصِبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَيِّئَةٌۢ
bir kötülük
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَيِّئَةٌۢİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِمَا
dolayı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
قَدَّمَتْ
öne sürdüklerinden
Fiil
Kök: قدم
Dilbilgisi (i'rab)
قَدَّمَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
أَيْدِيهِمْ
elleriyle (yapıp)
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذَا
derhal
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاEdatmüfâcee (sürpriz)
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
يَقْنَطُونَ
umutsuzluğa düşerler
Fiil
Kök: قنط
Dilbilgisi (i'rab)
يَقْنَطُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler, ama yaptıklarından ötürü başlarına bir kötülük gelirse hemen ümitlerini kaybediverirler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önceden yaptığı şeyler sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İnsanlara bir rahmet (bolluk) tattırdığımızda ona sevinirler. Yaptıkları nedeniyle başlarına bir kötülük gelse bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When We give men a taste of Mercy, they exult thereat: and when some evil afflicts them because of what their (own) hands have sent forth, behold, they are in despair!

A. Yusuf Alipublic-domain

When We give people a taste of Our blessing, they rejoice, but when something bad happens to them- because of their own actions- they fall into utter despair.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when We cause mankind to taste of mercy they rejoice therein; but if an evil thing befall them as the consequence of their own deeds, lo! they are in despair!

M. Pickthallpublic-domain

And when We let the people taste mercy, they rejoice therein, but if evil afflicts them for what their hands have put forth, immediately they despair.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا أذقنا الناس منا نعمة مِن صحة وعافية ورخاء، فرحوا بذلك فرح بطرٍ وأَشَرٍ، لا فرح شكر، وإن يصبهم مرض وفقر وخوف وضيق بسبب ذنوبهم ومعاصيهم، إذا هم يَيْئَسون من زوال ذلك، وهذا طبيعة أكثر الناس في الرخاء والشدة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?