← Sure 35

35:22

وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٰتُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُ ۖ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ

Kelime kelime

وَمَا
ve olmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
يَسْتَوِى
eşit
Fiil
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَوِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْأَحْيَآءُ
dirilerle
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَحْيَآءُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
ٱلْأَمْوَٰتُ
ölüler
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْوَٰتُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يُسْمِعُ
işittirir
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
يُسْمِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَن
kimseye
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَمَآ
yoksa değilsin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآEdatolumsuzluk
أَنتَ
sen
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتَİsimzamir، 2. tekil eril
بِمُسْمِعٍ
işittirecek
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مُسْمِعٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مَّن
kimselere
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنİsimism-i mevsûl
فِى
içindeki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقُبُورِ
kabirler
İsim
Kök: قبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُبُورِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Dirilerle ölüler de bir değildir. Doğrusu Allah, dilediği kimseye işittirir. Sen, kabirlerde olanlara işittiremezsin.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah, her dilediğine işittirirse de sen, kabirlerdekine işittirecek değilsin.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Nor are alike those that are living and those that are dead. Allah can make any that He wills to hear; but thou canst not make those to hear who are (buried) in graves.

A. Yusuf Alipublic-domain

nor are the living and the dead. God makes anyone He wills hear [His message]: you cannot make those in their graves hear.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Nor are the living equal with the dead. Lo! Allah maketh whom He will to hear. Thou canst not reach those who are in the graves.

M. Pickthallpublic-domain

And not equal are the living and the dead. Indeed, Allāh causes to hear whom He wills, but you cannot make hear those in the graves.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما يستوي الأعمى عن دين الله، والبصير الذي أبصر طريق الحق واتبعه، وما تستوي ظلمات الكفر ونور الإيمان، ولا الظل ولا الريح الحارة، وما يستوي أحياء القلوب بالإيمان، وأموات القلوب بالكفر. إن الله يسمع مَن يشاء سماع فَهْم وقَبول، وما أنت -أيها الرسول- بمسمع مَن في القبور، فكما لا تُسمع الموتى في قبورهم فكذلك لا تُسمع هؤلاء الكفار لموت قلوبهم، إن أنت إلا نذير لهم غضب الله وعقابه. إنا أرسلناك بالحق، وهو الإيمان بالله وشرائع الدين، مبشرًا بالجنة مَن صدَّقك وعمل بهديك، ومحذرًا مَن كذَّبك وعصاك النار. وما من أمة من الأمم إلا جاءها نذير يحذرها عاقبة كفرها وضلالها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?