← Sure 35

35:24

إِنَّآ أَرْسَلْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا ۚ وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

Kelime kelime

إِنَّآ
şüphesiz biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
آİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَرْسَلْنَٰكَ
seni gönderdik
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بِٱلْحَقِّ
gerçek ile
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
بَشِيرًا
müjdeleyici
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
بَشِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَنَذِيرًا
ve uyarıcı
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَذِيرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَإِن
ve yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatolumsuzluk
مِّنْ
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
أُمَّةٍ
millet
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِلَّا
olmayan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
خَلَا
(gelip) geçmiş
Fiil
Kök: خلو
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَاFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فِيهَا
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
نَذِيرٌ
bir uyarıcı
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
نَذِيرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Şüphesiz Biz seni, müjdeci ve uyarıcı olarak, gerçekle gönderdik. Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz seni bir amaç için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (Nitekim) her ümmet için de elbette bir uyarıcı gelmiştir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Verily We have sent thee in truth, as a bearer of glad tidings, and as a warner: and there never was a people, without a warner having lived among them (in the past).

A. Yusuf Alipublic-domain

We have sent you with the Truth as a bearer of good news and warning- every community has been sent a warner.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! We have sent thee with the Truth, a bearer of glad tidings and a warner; and there is not a nation but a warner hath passed among them.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, We have sent you with the truth as a bringer of good tidings and a warner. And there was no nation but that there had passed within it a warner.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما يستوي الأعمى عن دين الله، والبصير الذي أبصر طريق الحق واتبعه، وما تستوي ظلمات الكفر ونور الإيمان، ولا الظل ولا الريح الحارة، وما يستوي أحياء القلوب بالإيمان، وأموات القلوب بالكفر. إن الله يسمع مَن يشاء سماع فَهْم وقَبول، وما أنت -أيها الرسول- بمسمع مَن في القبور، فكما لا تُسمع الموتى في قبورهم فكذلك لا تُسمع هؤلاء الكفار لموت قلوبهم، إن أنت إلا نذير لهم غضب الله وعقابه. إنا أرسلناك بالحق، وهو الإيمان بالله وشرائع الدين، مبشرًا بالجنة مَن صدَّقك وعمل بهديك، ومحذرًا مَن كذَّبك وعصاك النار. وما من أمة من الأمم إلا جاءها نذير يحذرها عاقبة كفرها وضلالها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular