← Sure 4

4:162

لَّـٰكِنِ ٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ مِنْهُمْ وَٱلْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ ۚ وَٱلْمُقِيمِينَ ٱلصَّلَوٰةَ ۚ وَٱلْمُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ أُو۟لَـٰٓئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا

Kelime kelime

لَّٰكِنِ
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّٰكِنِEdatAMD
ٱلرَّٰسِخُونَ
derinleşmiş olanlar
İsim
Kök: رسخ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّٰسِخُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
فِى
ilimde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْعِلْمِ
ilim
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِلْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
مِنْهُمْ
içlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
ve mü'minler
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
يُؤْمِنُونَ
inanırlar
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَآ
şeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أُنزِلَ
indirilen
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أُنزِلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَمَآ
ve şeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أُنزِلَ
indirilen
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أُنزِلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
مِن
senden önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِكَ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَٱلْمُقِيمِينَ
O kılanlar
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُقِيمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَٱلْمُؤْتُونَ
verenler
İsim
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْتُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
İsim
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
زَّكَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
inananlar var ya
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْءَاخِرِ
ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte onlara
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
سَنُؤْتِيهِمْ
vereceğiz
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
نُؤْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَجْرًا
bir mükafat
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَظِيمًا
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عَظِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden önce indirilen Kitap'a inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e iman eden, namazı kılan, zekâtı veren, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara ileride büyük bir ödül vereceğiz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But those among them who are well-grounded in knowledge, and the believers, believe in what hath been revealed to thee and what was revealed before thee: And (especially) those who establish regular prayer and practise regular charity and believe in Allah and in the Last Day: To them shall We soon give a great reward.

A. Yusuf Alipublic-domain

But those of them who are well grounded in knowledge and have faith do believe in what has been revealed to you [Muhammad], and in what was revealed before you- those who perform the prayers, pay the prescribed alms, and believe in God and the Last Day- to them We shall give a great reward.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But those of them who are firm in knowledge and the believers believe in that which is revealed unto thee, and that which was revealed before thee, especially the diligent in prayer and those who pay the poor-due, the believers in Allah and the Last Day. Upon these We shall bestow immense reward.

M. Pickthallpublic-domain

But those firm in knowledge among them and the believers believe in what has been revealed to you, [O Muḥammad], and what was revealed before you. And the establishers of prayer [especially] and the givers of zakāh and the believers in Allāh and the Last Day - those We will give a great reward.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لكنِ المتمكنون في العلم بأحكام الله من اليهود، والمؤمنون بالله ورسوله، يؤمنون بالذي أنزله الله إليك -أيها الرسول- وهو القرآن، وبالذي أنزل إلى الرسل من قبلك كالتوراة والإنجيل، ويؤدُّون الصلاة في أوقاتها، ويخرجون زكاة أموالهم، ويؤمنون بالله وبالبعث والجزاء، أولئك سيعطيهم الله ثوابًا عظيمًا، وهو الجنة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?