← Sure 40

40:21

۞ أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَانُوا۟ هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلْأَرْضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍ

Kelime kelime

أَوَلَمْ
gezip dolaşmadılar mı?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
وَEdatek bağlaç، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَسِيرُوا۟
gezmediler mi?
Fiil
Kök: سير
Dilbilgisi (i'rab)
يَسِيرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَيَنظُرُوا۟
görsünler
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَنظُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَيْفَ
nasıl
İsim
Kök: كيف
كَانَ
olduğunu
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَٰقِبَةُ
sonunun
İsim
Kök: عقب
Dilbilgisi (i'rab)
عَٰقِبَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَانُوا۟
olan
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
kendilerinden önceki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِمْ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَانُوا۟
idiler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
أَشَدَّ
daha üstün
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
أَشَدَّİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
مِنْهُمْ
kendilerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قُوَّةً
kuvvet bakımından
İsim
Kök: قوي
Dilbilgisi (i'rab)
قُوَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَءَاثَارًا
ve eserleri bakımından
İsim
Kök: أثر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاثَارًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فِى
yeryüzündeki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَأَخَذَهُمُ
fakat onları yakaladı
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَخَذَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِذُنُوبِهِمْ
günahları yüzünden
İsim
Kök: ذنب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذُنُوبِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانَ
olmadı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُم
onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
مِّنَ
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
وَاقٍ
koruyan
İsim
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَاقٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah'a karşı onları koruyan yoktur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yeryüzünde bir gezmediler mi? Baksalar ya kendilerinden öncekilerin sonları nasıl olmuş? Onlar yeryüzünde gerek kuvvetçe ve gerek eserce kendilerinden daha üstündüler. Öyle iken Allah onları günahları sebebiyle tutup alıverdi. Kendilerini Allah'ın azabından koruyacak biri bulunmadı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? Onlar kuvvet ve yeryüzündeki eserleri yönünden bunlardan daha da üstündüler.(Böyleyken) Allah onları günahları yüzünden yakalamıştı. Onları Allah’(ın gazabın)dan koruyan da olmamıştı.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Do they not travel through the earth and see what was the End of those before them? They were even superior to them in strength, and in the traces (they have left) in the land: but Allah did call them to account for their sins, and none had they to defend them against Allah.

A. Yusuf Alipublic-domain

Have they not travelled through the land and seen how those who lived before them met their end? They were stronger than them and made a more impressive mark on the land, yet God destroyed them for their sins- they had no one to defend them against Him-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Have they not travelled in the land to see the nature of the consequence for those who disbelieved before them? They were mightier than these in power and (in the) traces (which they left behind them) in the earth. Yet Allah seized them for their sins, and they had no protector from Allah.

M. Pickthallpublic-domain

Have they not traveled through the land and observed how was the end of those who were before them? They were greater than them in strength and in impression on the land, but Allāh seized them for their sins. And they had not from Allāh any protector.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أولم يَسِرْ هؤلاء المكذبون برسالتك -أيها الرسول- في الأرض، فينظروا كيف كان خاتمة الأمم السابقة قبلهم؟ كانوا أشد منهم بطشًا، وأبقى في الأرض آثارًا، فلم تنفعهم شدة قواهم وعِظَم أجسامهم، فأخذهم الله بعقوبته؛ بسبب كفرهم واكتسابهم الآثام، وما كان لهم من عذاب الله من واق يقيهم منه، فيدفعه عنهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?