← Sure 40

40:77

فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ ۚ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ

Kelime kelime

فَٱصْبِرْ
artık sabret
Fiil
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱصْبِرْFiilemir، 2. tekil eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
وَعْدَ
va'di (sözü)
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعْدَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
حَقٌّ
gerçektir
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقٌّİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَإِمَّا
ya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِمَّاEdatşart
نُرِيَنَّكَ
sana gösteririz
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
نُرِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بَعْضَ
bir kısmını
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِى
şeylerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
نَعِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
نَتَوَفَّيَنَّكَ
seni vefat ettiririz
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
نَتَوَفَّيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَإِلَيْنَا
sonunda bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
يُرْجَعُونَ
döndürüleceklerdir
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
يُرْجَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Sabret; şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bizedir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey Muhammed! Sen sabret, şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir. Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka döndürülüp bize getirileceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sabret! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. Onlara vadettiğimiz (azabın) bir kısmını sana gösteririz veya seni daha önce vefat ettiririz. (Onlar) sadece bize döndürüleceklerdir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So persevere in patience; for the Promise of Allah is true: and whether We show thee (in this life) some part of what We promise them,- or We take thy soul (to Our Mercy) (before that),-(in any case) it is to Us that they shall (all) return.

A. Yusuf Alipublic-domain

So be patient [Prophet], for God’s promise is sure: whether We show you part of what We have promised them in this life or whether We take your soul back to Us first, it is to Us that they will be returned.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then have patience (O Muhammad). Lo! the promise of Allah is true. And whether we let thee see a part of that which We promise them, or (whether) We cause thee to die, still unto Us they will be brought back.

M. Pickthallpublic-domain

So be patient, [O Muḥammad]; indeed, the promise of Allāh is truth. And whether We show you some of what We have promised them or We take you in death, it is to Us they will be returned.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فاصبر أيها الرسول، وامض في طريق الدعوة، إن وعد الله حق، وسيُنْجِز لك ما وعدك، فإما نرينَّك في حياتك بعض الذي نعد هؤلاء المشركين من العذاب، أو نتوفينَّك قبل أن يحلَّ ذلك بهم، فإلينا مصيرهم يوم القيامة، وسنذيقهم العذاب الشديد بما كانوا يكفرون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?