← Sure 42

42:44

وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن وَلِىٍّ مِّنۢ بَعْدِهِۦ ۗ وَتَرَى ٱلظَّـٰلِمِينَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ إِلَىٰ مَرَدٍّ مِّن سَبِيلٍ

Kelime kelime

وَمَن
ve kimi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يُضْلِلِ
sapıklıkta bırakırsa
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
يُضْلِلِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
فَمَا
artık yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
لَهُۥ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
وَلِىٍّ
velisi
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
وَلِىٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنۢ
O'ndan sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِهِۦ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَتَرَى
ve görürsün
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَرَىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
ٱلظَّٰلِمِينَ
zalimlerin
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
لَمَّا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لَمَّاİsimzaman zarfı
رَأَوُا۟
gördükleri
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وُا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعَذَابَ
azabı
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
يَقُولُونَ
dediklerini
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَلْ
var mı?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَلْEdatsoru
إِلَىٰ
geri dönecek
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَرَدٍّ
geri çevirecek
İsim
Kök: ردد
Dilbilgisi (i'rab)
مَرَدٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
سَبِيلٍ
yol
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gördüklerinde, zalimlerin: "Dönecek bir yol yok mudur?" dediklerini görürsün.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah kimi saptırırsa artık bundan sonra onun için hiçbir dost yoktur. Sen, azabı gördüklerinde zalimlerin: "Acaba dönecek bir yol var mıdır?" dediklerini görürsün.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa), bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin “Dönecek bir yol var mı?” dediklerini görürsün.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

For any whom Allah leaves astray, there is no protector thereafter. And thou wilt see the Wrong-doers, when in sight of the Penalty, Say: "Is there any way (to effect) a return?"

A. Yusuf Alipublic-domain

Anyone God allows to stray will have no one else to protect him: you [Prophet] will see the wrongdoers, when they face the punishment, exclaiming, ‘Is there any way of going back?’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He whom Allah sendeth astray, for him there is no protecting friend after Him. And thou (Muhammad) wilt see the evil-doers when they see the doom, (how) they say: Is there any way of return?

M. Pickthallpublic-domain

And he whom Allāh sends astray - for him there is no protector beyond Him. And you will see the wrongdoers, when they see the punishment, saying, "Is there for return [to the former world] any way?"

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ومن يضلله الله عن الرشاد بسبب ظلمه فليس له من ناصر يهديه سبيل الرشاد. وترى -أيها الرسول- الكافرين بالله يوم القيامة - حين رأوا العذاب- يقولون لربهم: هل لنا من سبيل إلى الرجوع إلى الدنيا؛ لنعمل بطاعتك؟ فلا يجابون إلى ذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?