← Sure 46

46:8

أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَلَا تَمْلِكُونَ لِى مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِ ۖ كَفَىٰ بِهِۦ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ ۖ وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

Kelime kelime

أَمْ
yoksa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْEdatatıf bağlacı
يَقُولُونَ
(-mu) diyorlar?
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱفْتَرَىٰهُ
onu uydurdu
Fiil
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱفْتَرَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
إِنِ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِEdatşart
ٱفْتَرَيْتُهُۥ
ben onu uydurmuşsam
Fiil
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱفْتَرَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَلَا
olmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَمْلِكُونَ
sizin hiçbir yararınız
Fiil
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
تَمْلِكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لِى
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ىİsimzamir، 1. tekil
مِنَ
Allah-;-tan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah-;
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
شَيْـًٔا
bir şeye (gelecek cezaya)
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
بِمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تُفِيضُونَ
taşkınlık yaptığınız
Fiil
Kök: فيض
Dilbilgisi (i'rab)
تُفِيضُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَفَىٰ
yeter
Fiil
Kök: كفي
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِهِۦ
O'nun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
شَهِيدًۢا
şahid olması
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدًۢاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بَيْنِى
benimle
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنِİsimmekân zarfı
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَبَيْنَكُمْ
sizin aranızda
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَهُوَ
ve O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْغَفُورُ
bağışlayandır
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَفُورُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلرَّحِيمُ
esirgeyendir
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّحِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Veya, "onu uydurdu" derler. De ki: "Eğer onu uydurdumsa, beni Allah'a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız; O, Kuran için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayandır, merhamet edendir."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yoksa, "Onu (Muhammed) uydurdu." mu diyorlar? Sen de ki: "Eğer onu ben uydurmuşsam Allah'tan bana gelecek cezayı savmaya sizin gücünüz yetmez. O sizin yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yoksa “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar! De ki: “Ben onu uydurursam, Allah tarafından bana gelecek şeyi (azabı) savmaya gücünüz yetmez. O, sizin (Kur’an) hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok iyi bilendir. Benimle aranızda şahit olarak O (Allah) yeter. O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Or do they say, "He has forged it"? Say: "Had I forged it, then can ye obtain no single (blessing) for me from Allah. He knows best of that whereof ye talk (so glibly)! Enough is He for a witness between me and you! And he is Oft-Forgiving, Most Merciful."

A. Yusuf Alipublic-domain

or they say, ‘He has invented it himself.’ Say [Prophet], ‘If I have really invented it, there is nothing you can do to save me from God. He knows best what you say amongst yourselves about it; He is sufficient as a witness between me and you; He is the Most Forgiving, the Most Merciful.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Or say they: He hath invented it? Say (O Muhammad): If I have invented it, still ye have no power to support me against Allah. He is Best Aware of what ye say among yourselves concerning it. He sufficeth for a witness between me and you. And He is the Forgiving, the Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

Or do they say, "He has invented it"? Say, "If I have invented it, you will not possess for me [the power of protection] from Allāh at all. He is most knowing of that in which you are involved. Sufficient is He as Witness between me and you, and He is the Forgiving, the Merciful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

بل أيقول هؤلاء المشركون: إن محمدًا اختلق هذا القرآن؟ قل لهم -أيها الرسول-: إن اختلقته على الله فإنكم لا تقدرون أن تدفعوا عني من عقاب الله شيئًا، إن عاقبني على ذلك. هو سبحانه أعلم من كل شيء سواه بما تقولون في هذا القرآن، كفى بالله شاهدًا عليَّ وعليكم، وهو الغفور لمن تاب إليه، الرحيم بعباده المؤمنين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?