← Sure 46

46:9

قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ ۖ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Kelime kelime

قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
مَا
değilim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
كُنتُ
ben isem
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِدْعًا
türedi biri
İsim
Kök: بدع
Dilbilgisi (i'rab)
بِدْعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
(arasında)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلرُّسُلِ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّسُلِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَمَآ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآEdatolumsuzluk
أَدْرِى
bilmem
Fiil
Kök: دري
Dilbilgisi (i'rab)
أَدْرِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
مَا
ne
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يُفْعَلُ
yapılacağını
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
يُفْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِى
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ىİsimzamir، 1. tekil
وَلَا
ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
بِكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
إِنْ
(hayır)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatolumsuzluk
أَتَّبِعُ
ben uymuyorum
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مَا
şey(den)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يُوحَىٰٓ
vahyedilen
Fiil
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
يُوحَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَىَّ
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىَّEdatharf-i cer (edat)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
وَمَآ
ve değilim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآEdatolumsuzluk
أَنَا۠
ben
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَا۠İsimzamir، 1. tekil
إِلَّا
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
نَذِيرٌ
bir uyarıcıdan
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
نَذِيرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّبِينٌ
apaçık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey Muhammed! De ki: "Ben Peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

De ki: “Ben elçilerden bir türedi (ilk defa gönderilen biri) değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say: "I am no bringer of new-fangled doctrine among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I follow but that which is revealed to me by inspiration; I am but a Warner open and clear."

A. Yusuf Alipublic-domain

Say, ‘I am nothing new among God’s messengers. I do not know what will be done with me or you; I only follow what is revealed to me; I only warn plainly.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say: I am no new thing among the messengers (of Allah), nor know I what will be done with me or with you. I do but follow that which is inspired in me, and I am but a plain warner.

M. Pickthallpublic-domain

Say, "I am not something original among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I only follow that which is revealed to me, and I am not but a clear warner."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل -أيها الرسول- لمشركي قومك: ما كنتُ أول رسل الله إلى خلقه، وما أدري ما يفعل الله بي ولا بكم في الدنيا، ما أتبع فيما آمركم به وفيما أفعله إلا وحي الله الذي يوحيه إليَّ، وما أنا إلا نذير بيِّن الإنذار.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?