← Sure 5

5:71

وَحَسِبُوٓا۟ أَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا۟ وَصَمُّوا۟ ثُمَّ تَابَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا۟ وَصَمُّوا۟ كَثِيرٌ مِّنْهُمْ ۚ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

Kelime kelime

وَحَسِبُوٓا۟
ve sandılar
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
حَسِبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَلَّا
olmayacak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَEdatmasdar bağlacı
لَّاEdatolumsuzluk
تَكُونَ
olacaksın
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
تَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
فِتْنَةٌ
bir fitne
İsim
Kök: فتن
Dilbilgisi (i'rab)
فِتْنَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَعَمُوا۟
kör oldular
Fiil
Kök: عمي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
عَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَصَمُّوا۟
ve sağır kesildiler
Fiil
Kök: صمم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
صَمُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
تَابَ
tevbesini kabul etti
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
تَابَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَيْهِمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثُمَّ
sonra yine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
عَمُوا۟
kör
Fiil
Kök: عمي
Dilbilgisi (i'rab)
عَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَصَمُّوا۟
ve sağır kesildiler
Fiil
Kök: صمم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
صَمُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَثِيرٌ
çokları
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
كَثِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بَصِيرٌۢ
görüyor
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
بَصِيرٌۢİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِمَا
ne ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Bir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bir fitne (imtihan) olmayacak sanmışlar da kör ve sağır kesilmişlerdi. Sonra Allah tevbelerini kabul etmişti; ardından içlerinden çoğu yine kör ve sağır kesilmişti. Allah onların yapmakta olduklarını görendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They thought there would be no trial (or punishment); so they became blind and deaf; yet Allah (in mercy) turned to them; yet again many of them became blind and deaf. But Allah sees well all that they do.

A. Yusuf Alipublic-domain

they thought no harm could come to them and so became blind and deaf [to God]. God turned to them in mercy but many of them again became blind and deaf: God is fully aware of their actions.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They thought no harm would come of it, so they were wilfully blind and deaf. And afterward Allah turned (in mercy) toward them. Now (even after that) are many of them wilfully blind and deaf. Allah is Seer of what they do.

M. Pickthallpublic-domain

And they thought there would be no [resulting] punishment, so they became blind and deaf. Then Allāh turned to them in forgiveness; then [again] many of them became blind and deaf. And Allāh is Seeing of what they do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وظنَّ هؤلاء العُصاة أن الله لن يأخذهم بالعذاب جزاء عصيانهم وعُتُوِّهم، فمضوا في شهواتهم، وعمُوا عن الهدى فلم يبصروه، وصَمُّوا عن سماع الحقِّ فلم ينتفعوا به، فأنزل الله بهم بأسه، فتابوا فتاب الله عليهم، ثم عَمِي كثيرٌ منهم، وصمُّوا، بعدما تبين لهم الحقُّ، والله بصير بأعمالهم خيرها وشرها وسيجازيهم عليها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?