← Sure 5

5:70

لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَـٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ رُسُلًا ۖ كُلَّمَا جَآءَهُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُوا۟ وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ

Kelime kelime

لَقَدْ
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
أَخَذْنَا
biz almıştık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَذْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِيثَٰقَ
söz
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مِيثَٰقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بَنِىٓ
oğullarından
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
بَنِىٓİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِسْرَٰٓءِيلَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَأَرْسَلْنَآ
ve göndermiştik
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَرْسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَيْهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رُسُلًا
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كُلَّمَا
ne zaman
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّمَاİsimzaman zarfı
جَآءَهُمْ
onlara getirdiyse
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَسُولٌۢ
bir elçi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولٌۢİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِمَا
bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
لَا
istemediği
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَهْوَىٰٓ
aşağı kaydığı
Fiil
Kök: هوي
Dilbilgisi (i'rab)
تَهْوَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
أَنفُسُهُمْ
canlarının
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَرِيقًا
bir kısmını
İsim
Kök: فرق
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِيقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَفَرِيقًا
ve bir kısmını da
İsim
Kök: فرق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فَرِيقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَقْتُلُونَ
öldürüyorlardı
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
يَقْتُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

And olsun ki İsrailoğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle onlara her peygamber gelişte, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki İsrailoğulları'ndan sağlam bir söz almış ve onlara elçiler göndermiştik. Ne zaman elçi onlara nefislerinin arzu etmediği (hükümleri) getirse (onların) bir kısmını yalanlıyor, bir kısmını da öldürüyorlar(dı).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We took the covenant of the Children of Israel and sent them messengers, every time, there came to them a messenger with what they themselves desired not - some (of these) they called impostors, and some they (go so far as to) slay.

A. Yusuf Alipublic-domain

We took a pledge from the Children of Israel, and sent messengers to them. Whenever a messenger brought them anything they did not like, they accused some of lying and put others to death;

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

We made a covenant of old with the Children of Israel and We sent unto them messengers. As often as a messenger came unto them with that which their souls desired not (they became rebellious). Some (of them) they denied and some they slew.

M. Pickthallpublic-domain

We had already taken the covenant of the Children of Israel and had sent to them messengers. Whenever there came to them a messenger with what their souls did not desire, a party [of messengers] they denied, and another party they killed.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لقد أخذنا العهد المؤكَّد على بني إسرائيل في التوراة بالسمع والطاعة، وأرسلنا إليهم بذلك رسلنا، فَنَقَضوا ما أُخذ عليهم من العهد، واتبعوا أهواءهم، وكانوا كلما جاءهم رسول من أولئك الرسل بما لا تشتهيه أنفسهم عادَوْه: فكذبوا فريقًا من الرسل، وقتلوا فريقًا آخر.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?