← Sure 6

6:123

وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا فِى كُلِّ قَرْيَةٍ أَكَـٰبِرَ مُجْرِمِيهَا لِيَمْكُرُوا۟ فِيهَا ۖ وَمَا يَمْكُرُونَ إِلَّا بِأَنفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Kelime kelime

وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
جَعَلْنَا
yaptık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِى
her
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
قَرْيَةٍ
kentin
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْيَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَكَٰبِرَ
büyüklerini
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكَٰبِرَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
مُجْرِمِيهَا
(oranın) suçluları
İsim
Kök: جرم
Dilbilgisi (i'rab)
مُجْرِمِيİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لِيَمْكُرُوا۟
tuzak kursunlar diye
Fiil
Kök: مكر
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَمْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَمَا
(oysa)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
يَمْكُرُونَ
onlar tuzak kurmazlar
Fiil
Kök: مكر
Dilbilgisi (i'rab)
يَمْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
بِأَنفُسِهِمْ
kendilerinden
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
ama farkında değillerdir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
يَشْعُرُونَ
farkında
Fiil
Kök: شعر
Dilbilgisi (i'rab)
يَشْعُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Bunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Böylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Böylece biz her şehirde oranın suçlularını liderler yaptık; sonunda oralarda bozgunculuk yapmayı tercih ederler. Onlar, kendilerinden başkasını aldatamazlar; (fakat) farkında olmazlar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Thus have We placed leaders in every town, its wicked men, to plot (and burrow) therein: but they only plot against their own souls, and they perceive it not.

A. Yusuf Alipublic-domain

And so We have put chief evildoers in every city to perpetrate their schemes there- but they scheme only against themselves, without realizing it.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And thus have We made in every city great ones of its wicked ones, that they should plot therein. They do but plot against themselves, though they perceive not.

M. Pickthallpublic-domain

And thus We have placed within every city the greatest of its criminals to conspire therein. But they conspire not except against themselves, and they perceive [it] not.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ومثل هذا الذي حصل مِن زعماء الكفار في "مكة" من الصدِّ عن دين الله تعالى، جعلنا في كل قرية مجرمين يتزعمهم أكابرهم؛ ليمكروا فيها بالصد عن دين الله، وما يكيدون إلا أنفسهم، وما يُحِسُّون بذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?