← Sure 6

6:122

أَوَمَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَـٰهُ وَجَعَلْنَا لَهُۥ نُورًا يَمْشِى بِهِۦ فِى ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا ۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْكَـٰفِرِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Kelime kelime

أَوَمَن
kimse gibi midir?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
وَEdatek bağlaç، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
كَانَ
iken
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَيْتًا
ölü
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
مَيْتًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَأَحْيَيْنَٰهُ
kendisini dirilttiğimiz
Fiil
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَحْيَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَجَعَلْنَا
ve verdiğimiz
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُۥ
kendisine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
نُورًا
bir ışık
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
نُورًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَمْشِى
yürüyebileceği
Fiil
Kök: مشي
Dilbilgisi (i'rab)
يَمْشِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بِهِۦ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
فِى
arasında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّاسِ
insanlar
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كَمَن
kimsenin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
مَّثَلُهُۥ
benzeri
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَّثَلُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فِى
içindeki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلظُّلُمَٰتِ
karanlıklar
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظُّلُمَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
لَيْسَ
olmayan
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِخَارِجٍ
çıkışı
İsim
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
خَارِجٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
كَذَٰلِكَ
işte öyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
زُيِّنَ
süslü gösterilmiştir
Fiil
Kök: زين
Dilbilgisi (i'rab)
زُيِّنَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لِلْكَٰفِرِينَ
kafirlere
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
مَا
(işler)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَعْمَلُونَ
yapıyor
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Manen) ölüyken (Vahiy ile) dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir nûr (ışık) verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu? İşte yaptıkları şeyler kâfirlere böyle süslü gösterilmiştir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Can he who was dead, to whom We gave life, and a light whereby he can walk amongst men, be like him who is in the depths of darkness, from which he can never come out? Thus to those without faith their own deeds seem pleasing.

A. Yusuf Alipublic-domain

Is a dead person brought back to life by Us, and given light with which to walk among people, comparable to someone trapped in deep darkness who cannot escape? In this way the evil deeds of the disbelievers are made to seem alluring to them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Is he who was dead and We have raised him unto life, and set for him a light wherein he walketh among men, as him whose similitude is in utter darkness whence he cannot emerge? Thus is their conduct made fairseeming for the disbelievers.

M. Pickthallpublic-domain

And is one who was dead and We gave him life and made for him light by which to walk among the people like one who is in darkness, never to emerge therefrom? Thus it has been made pleasing to the disbelievers that which they were doing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أوَمن كان ميتًا في الضلالة هالكا حائرا، فأحيينا قلبه بالإيمان، وهديناه له، ووفقناه لاتباع رسله، فأصبح يعيش في أنوار الهداية، كمن مثله في الجهالات والأهواء والضلالات المتفرقة، لا يهتدي إلى منفذ ولا مخلص له مما هو فيه؟ لا يستويان، وكما خذلتُ هذا الكافر الذي يجادلكم -أيها المؤمنون- فزيَّنْتُ له سوء عمله، فرآه حسنًا، زيَّنْتُ للجاحدين أعمالهم السيئة؛ ليستوجبوا بذلك العذاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?