← Sure 68

68:18

وَلَا يَسْتَثْنُونَ

Kelime kelime

وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَسْتَثْنُونَ
istisna da etmiyorlardı
Fiil
Kök: ثني
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَثْنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki biz, bahçe sahiplerini denediğimiz gibi onları da denemiştik. Hani o (bahçe sahipleri) bahçeyi kesin olarak sabah hasat edeceklerine yemin etmişlerdi; istisna etmemişler(di).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But made no reservation, ("If it be Allah's Will").

A. Yusuf Alipublic-domain

and made no allowance [for the Will of God]:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And made no exception (for the Will of Allah);

M. Pickthallpublic-domain

Without making exception.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إنا اختبرنا أهل "مكة" بالجوع والقحط، كما اختبرنا أصحاب الحديقة حين حلفوا فيما بينهم، ليقطعُنَّ ثمار حديقتهم مبكِّرين في الصباح، فلا يَطْعَم منها غيرهم من المساكين ونحوهم، ولم يقولوا: إن شاء الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution