← Sure 7

7:161

وَإِذْ قِيلَ لَهُمُ ٱسْكُنُوا۟ هَـٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ وَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا۟ حِطَّةٌ وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطِيٓـَٔـٰتِكُمْ ۚ سَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ

Kelime kelime

وَإِذْ
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
قِيلَ
denildiği
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قِيلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَهُمُ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱسْكُنُوا۟
oturun
Fiil
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْكُنُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَٰذِهِ
şu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذِهِİsimism-i işaret، dişil tekil
ٱلْقَرْيَةَ
kentte
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَرْيَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَكُلُوا۟
ve yeyin
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنْهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
حَيْثُ
yerden
İsim
Kök: حيث
Dilbilgisi (i'rab)
حَيْثُİsimmekân zarfı
شِئْتُمْ
dilediğiniz
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شِئْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَقُولُوا۟
ve deyin
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُولُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
حِطَّةٌ
affet
İsim
Kök: حطط
Dilbilgisi (i'rab)
حِطَّةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَٱدْخُلُوا۟
ve girin
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱدْخُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْبَابَ
kapıdan
İsim
Kök: بوب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
سُجَّدًا
secde ederek
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
سُجَّدًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
نَّغْفِرْ
bağışlayalım
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
نَّغْفِرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَكُمْ
sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
خَطِيٓـَٰٔتِكُمْ
hatalarınızı
İsim
Kök: خطأ
Dilbilgisi (i'rab)
خَطِيٓـَٰٔتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
سَنَزِيدُ
biz daha fazlasını da vereceğiz
Fiil
Kök: زيد
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
نَزِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْمُحْسِنِينَ
iyilik edenlere
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُحْسِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Onlara: "Şu şehirde oturun, dilediğiniz gibi yiyip için, "affet!" deyin ve secde ederek kapısından girin; Biz de yanılmalarınızı bağışlarız. İyi davrananlara daha da artıracağız" denmişti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve o vakit onlara denilmişti ki; Şu şehre yerleşin ve orada dilediğiniz şeylerden yiyin, "hitta" (günahlarımızı bağışla.) deyin ve secde ederek kapısından girin ki, suçlarınızı bağışlayalım. İyilere nimetlerimizi daha da arttıracağız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani onlara şöyle denmişti: “Şu şehirde yerleşin; onun (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yararlanın; ‘Hıttah!’ (bizi bağışla) deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hatalarınızı bağışlayalım.” Güzel davrananların (ödülünü) ileride daha da artıracağız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And remember it was said to them: "Dwell in this town and eat therein as ye wish, but say the word of humility and enter the gate in a posture of humility: We shall forgive you your faults; We shall increase (the portion of) those who do good."

A. Yusuf Alipublic-domain

When they were told, ‘Enter this town and eat freely there as you will, but say, “Relieve us!” and enter its gate humbly: then We shall forgive you your sins, and increase the reward of those who do good,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when it was said unto them: Dwell in this township and eat therefrom whence ye will, and say "Repentance," and enter the gate prostrate; We shall forgive you your sins; We shall increase (reward) for the right-doers.

M. Pickthallpublic-domain

And [mention, O Muḥammad], when it was said to them, "Dwell in this city [i.e., Jerusalem] and eat from it wherever you will and say, 'Relieve us of our burdens [i.e., sins],' and enter the gate bowing humbly; We will [then] forgive you your sins. We will increase the doers of good [in goodness and reward]."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكر -أيها الرسول- عصيان بني إسرائيل لربهم سبحانه وتعالى ولنبيهم موسى عليه السلام، وتبديلهم القول الذي أمروا أن يقولوه حين قال الله لهم: اسكنوا قرية "بيت المقدس"، وكلوا من ثمارها وحبوبها ونباتها أين شئتم ومتى شئتم، وقولوا: حُطَّ عنا ذنوبنا، وادخلوا الباب خاضعين لله، نغفر لكم خطاياكم، فلا نؤاخذكم عليها، وسنزيد المحسنين مِن خَيْرَيِ الدنيا والآخرة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?