← Sure 7

7:42

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَآ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ

Kelime kelime

وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَمِلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
iyi işler
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰلِحَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mansûb (akuzatif)
لَا
yüklemeyiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
نُكَلِّفُ
biz teklif etmeyiz
Fiil
Kök: كلف
Dilbilgisi (i'rab)
نُكَلِّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَفْسًا
hiç kimseye
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسًاİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
başkasını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
وُسْعَهَآ
gücünün yettiğinden
İsim
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
وُسْعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَصْحَٰبُ
halkıdır
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصْحَٰبُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلْجَنَّةِ
cennet
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَنَّةِİsimözel isim، dişil، mecrûr (genitif)
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
خَٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır
İsim
Kök: خلد
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰلِدُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

İnanan ve yararlı iş işleyenler ki kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz işte cennetlikler onlardır, orada temelli kalacaklardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İman edenler ve iyi amellerde bulunanlarki biz hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz işte onlar cennet ehlidir ve orada ebedî olarak kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İman edip iyi işler yapanlara gelince –ki kimseye gücünün üzerinde bir görev yüklemeyiz–, işte onlar da cennet halkıdır; orada ebedî kalacaklardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But those who believe and work righteousness,- no burden do We place on any soul, but that which it can bear,- they will be Companions of the Garden, therein to dwell (for ever).

A. Yusuf Alipublic-domain

But those who believe and do good deeds- and We do not burden any soul with more than it can bear- are the people of the Garden and there they will remain.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But (as for) those who believe and do good works - We tax not any soul beyond its scope - Such are rightful owners of the Garden. They abide therein.

M. Pickthallpublic-domain

But those who believed and did righteous deeds - We charge no soul except [within] its capacity. Those are the companions of Paradise; they will abide therein eternally.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والذين آمنوا بالله وعملوا الأعمال الصالحة في حدود طاقاتهم -لا يكلف الله نفسًا من الأعمال إلا ما تطيق- أولئك أهل الجنة، هم فيها ماكثون أبدًا لا يخرجون منها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?