← Sure 7

7:43

وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى هَدَىٰنَا لِهَـٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَآ أَنْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ ۖ لَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ ۖ وَنُودُوٓا۟ أَن تِلْكُمُ ٱلْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Kelime kelime

وَنَزَعْنَا
ve çıkarıp atmışızdır
Fiil
Kök: نزع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
نَزَعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَا
ne varsa
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
صُدُورِهِم
göğüsleri
İsim
Kök: صدر
Dilbilgisi (i'rab)
صُدُورِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنْ
kinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
غِلٍّ
demir halkalar
İsim
Kök: غلل
Dilbilgisi (i'rab)
غِلٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
تَجْرِى
akmaktadır
Fiil
Kök: جري
Dilbilgisi (i'rab)
تَجْرِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
مِن
altlarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
تَحْتِهِمُ
altında
İsim
Kök: تحت
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْتِİsimmecrûr (genitif)
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْأَنْهَٰرُ
ırmaklar
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَنْهَٰرُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
وَقَالُوا۟
ve dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْحَمْدُ
hamdolsun
İsim
Kök: حمد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَمْدُİsimeril، merfû (nominatif)
لِلَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
ٱلَّذِى
o ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
هَدَىٰنَا
lutfedip bizi getirdi
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هَدَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِهَٰذَا
buraya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
وَمَا
biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كُنَّا
biz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِنَهْتَدِىَ
(doğruyu) bulamazdık
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
نَهْتَدِىَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَوْلَآ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْلَآEdatşart
أَنْ
bizi getirmeseydi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْEdatmasdar bağlacı
هَدَىٰنَا
bize göstermişken
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هَدَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَقَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
جَآءَتْ
getirmişler
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
رُسُلُ
elçileri
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
رَبِّنَا
Rabbimizin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِٱلْحَقِّ
gerçeği
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
وَنُودُوٓا۟
onlara seslenildi
Fiil
Kök: ندي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نُودُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَن
işte size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatINT
تِلْكُمُ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
تِİsimism-i işaret، dişil tekil
لْEdatuzaklık، son ek
كُمُEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
ٱلْجَنَّةُ
cennet
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَنَّةُİsimözel isim، dişil، merfû (nominatif)
أُورِثْتُمُوهَا
o size miras verildi
Fiil
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
أُورِثْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
بِمَا
karşılık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كُنتُمْ
yaptıklarınıza
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. "Bizi buraya eriştiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir" derler. Onlara, "İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet" diye seslenilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Orada kalblerinde bulunan kini çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. "Bizi buna erdiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola sevk etmeseydi biz doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler." derler. Onlara şöyle seslenilir: "İşte size cennet! Yaptıklarınıza karşılık buna varis oldunuz".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Cennette) altlarından ırmaklar akarken, göğüslerinde (kalplerinde) kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmış olacağız. (İşte bu cennetlikler) şöyle diyeceklerdir: “Bizi bu (cennete) ulaştıran Allah’a hamdolsun; (çünkü) Allah bize yol göstermeseydi, biz yolumuzu bulamayacaktık. Şüphesiz ki Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.” Onlara “İşte yaptıklarınıza karşılık miras olarak size verilen cennet burasıdır” diye seslenilecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And We shall remove from their hearts any lurking sense of injury;- beneath them will be rivers flowing;- and they shall say: "Praise be to Allah, who hath guided us to this (felicity): never could we have found guidance, had it not been for the guidance of Allah: indeed it was the truth, that the messengers of our Lord brought unto us." And they shall hear the cry: "Behold! the garden before you! Ye have been made its inheritors, for your deeds (of righteousness)."

A. Yusuf Alipublic-domain

We shall have removed all ill feeling from their hearts; streams will flow at their feet. They will say, ‘Praise be to God, who guided us to this: had God not guided us, We would never have found the way. The messengers of our Lord brought the Truth.’ A voice will call out to them, ‘This is the Garden you have been given as your own on account of your deeds.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We remove whatever rancour may be in their hearts. Rivers flow beneath them. And they say: The praise to Allah, Who hath guided us to this. We could not truly have been led aright if Allah had not guided us. Verily the messengers of our Lord did bring the Truth. And it is cried unto them: This is the Garden. Ye inherit it for what ye used to do.

M. Pickthallpublic-domain

And We will have removed whatever is within their breasts of resentment, [while] flowing beneath them are rivers. And they will say, "Praise to Allāh, who has guided us to this; and we would never have been guided if Allāh had not guided us. Certainly the messengers of our Lord had come with the truth." And they will be called, "This is Paradise, which you have been made to inherit for what you used to do."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأذهب الله تعالى ما في صدور أهل الجنة من حقد وضغائن، ومن كمال نعيمهم أن الأنهار تجري في الجنة من تحتهم. وقال أهل الجنة حينما دخلوها: الحمد لله الذي وفَّقنا للعمل الصالح الذي أكسبنا ما نحن فيه من النعيم، وما كنا لنوفَّق إلى سلوك الطريق المستقيم لولا أَنْ هدانا الله سبحانه لسلوك هذا الطريق، ووفَّقنا للثبات عليه، لقد جاءت رسل ربنا بالحق من الإخبار بوعد أهل طاعته ووعيد أهل معصيته، ونُودوا تهنئة لهم وإكرامًا: أن تلكم الجنة أورثكم الله إياها برحمته، وبما قدَّمتموه من الإيمان والعمل الصالح.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?