← Sure 71

71:4

يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ ۖ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Kelime kelime

يَغْفِرْ
bağışlasın
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
يَغْفِرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَكُم
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مِّن
bir kısmını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
ذُنُوبِكُمْ
günahlarınızdan
İsim
Kök: ذنب
Dilbilgisi (i'rab)
ذُنُوبِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَيُؤَخِّرْكُمْ
ve sizi ertelesin
Fiil
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُؤَخِّرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَىٰٓ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَجَلٍ
bir süreye
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّسَمًّى
belli
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسَمًّىİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
إِنَّ
zira
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
أَجَلَ
süresi
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءَ
geldiği
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَا
ertelenmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُؤَخَّرُ
beni ertelersen
Fiil
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤَخَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَوْ
keşke
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْEdatşart
كُنتُمْ
olsaydınız
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَعْلَمُونَ
bilenlerden
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Böylece Allah) da günahlarınızı bağışlasın ve sizi, belirli bir süreye kadar ertelesin (yaşatsın)!” Allah’ın (belirlediği) süresi gelince (o artık) ertelenmez. Keşke bilseydiniz!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"So He may forgive you your sins and give you respite for a stated Term: for when the Term given by Allah is accomplished, it cannot be put forward: if ye only knew."

A. Yusuf Alipublic-domain

He will forgive you your sins and spare you until your appointed time––when God’s appointed time arrives it cannot be postponed. If only you understood!’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

That He may forgive you somewhat of your sins and respite you to an appointed term. Lo! the term of Allah, when it cometh, cannot be delayed, if ye but knew.

M. Pickthallpublic-domain

He [i.e., Allāh] will forgive you of your sins and delay you for a specified term. Indeed, the time [set by] Allāh, when it comes, will not be delayed, if you only knew."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إنا بعثنا نوحا إلى قومه، وقلنا له: حذِّر قومك من قبل أن يأتيهم عذاب موجع. قال نوح: يا قومي إني نذير لكم بيِّن الإنذار من عذاب الله إن عصيتموه، وإني رسول الله إليكم فاعبدوه وحده، وخافوا عقابه، وأطيعوني فيما آمركم به، وأنهاكم عنه، فإن أطعتموني واستجبتم لي يصفح الله عن ذنوبكم ويغفر لكم، ويُمدد في أعماركم إلى وقت مقدر في علم الله تعالى، إن الموت إذا جاء لا يؤخر أبدًا، لو كنتم تعلمون ذلك لسارعتم إلى الإيمان والطاعة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?