← Kök sözlüğü
جيأ

gelince

278 geçiş

QAC kelime glossʼlarından türetilmiş temsili anlam

278
Geçiş
1
Lemma
66
Biçim
62
Sure

Klasik sözlük

جاءجيأ köküne korpusun lemma eşlemesiyle bağlandı

جاء يجيء ومجيئا، والمجيء كالإتيان، لكن المجيء أعم، لأن الإتيان مجيء بسهولة، والإتيان قد يقال باعتبار القصد وإن لم يكن منه الحصول، والمجيء يقال اعتبارا بالحصول، ويقال : جاء في الأعيان والمعاني، ولما يكون مجيئه بذاته وبأمره، ولمن قصد مكانا أو عملا أو زمانا، قال الله عز وجل: وجاء من أقصا المدينة رجل يسعى [يس/ 20]، ولقد جاءكم يوسف من قبل بالبينات [غافر/ 34]، ولما جاءت رسلنا لوطا سيء بهم [هود/ 77]، فإذا جاء الخوف [الأحزاب/ 19]، إذا جاء أجلهم [يونس/ 49]، بلى قد جاءتك آياتي [الزمر/ 59]، فقد جاؤ ظلما وزورا [الفرقان/ 4]، أي: قصدوا الكلام وتعدوه، فاستعمل فيه المجيء كما استعمل فيه القصد، قال تعالى: إذ جاؤكم من فوقكم ومن أسفل منكم [الأحزاب/ 10]، وجاء ربك والملك صفا صفا [الفجر/ 22]، فهذا بالأمر لا بالذات، وهو قول ابن عباس رضي الله عنه ، وكذا قوله تعالى: فلما جاءهم الحق [يونس/ 76]، يقال: جاءه بكذا وأجاءه، قال الله تعالى: فأجاءها المخاض إلى جذع النخلة [مريم/ 23]، قيل: ألجأها، وإنما هو معدى عن جاء، وعلى هذا قولهم: (شر ما أجاءك إلى مخه عرقوب) ، وقول الشاعر: 102- أجاءته المخافة والرجاء وسار جاء معتمدا إلينا وجاء بكذا: استحضره، نحو: لو لا جاؤ عليه بأربعة شهداء [النور/ 13]، وجئتك من سبإ بنبإ يقين [النمل/ 22]، وجاء بكذا يختلف معناه بحسب اختلاف المجيء به.

Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir

"Câe yecî'u mecî'en". "Mecî'" (geliş), "ityân" gibidir; ancak "mecî'" daha geneldir; çünkü "ityân" kolaylıkla gelmektir. Ayrıca "ityân" bazen kastetme (kasıt) itibarıyla söylenir, ondan bir sonuç hâsıl olmasa bile; "mecî'" ise hâsıl olma (husûl) itibarıyla söylenir. ("Mecî'") ayn'lar (somut varlıklar) hakkında da mânalar hakkında da söylenir; gelişi bizzat kendisiyle olan hakkında da, emriyle olan hakkında da (söylenir); bir mekânı, bir işi yahut bir zamanı kasteden hakkında da (söylenir). Azîz ve Celîl olan Allah şöyle buyurdu: "Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi" [36:20]; "Andolsun ki daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti" [40:34]; "Elçilerimiz Lût'a geldiğinde, onlar yüzünden kaygılandı" [11:77]; "Korku geldiğinde" [33:19]; "Ecelleri geldiğinde" [10:49]; "Hayır, sana âyetlerim gelmişti" [39:59]; "Onlar bir zulüm ve yalanla geldiler" [25:4], yani: o sözü kastettiler ve onu aştılar; böylece kastetmenin kullanıldığı yerde "mecî'" (gelme) kullanılmıştır. Yüce (Allah) şöyle buyurdu: "Hani onlar üstünüzden ve alt tarafınızdan size gelmişlerdi" [33:10]; "Ve Rabbin geldiğinde ve melekler saf saf (dizildiğinde)" [89:22]; işte bu, emirledir, zâtıyla değil. Bu, İbn Abbas'ın -Allah ondan razı olsun- görüşüdür. Yüce (Allah)'ın şu sözü de böyledir: "Onlara hak geldiğinde" [10:76]. "Câehû bi-kezâ" ve "ecâehû" denir. Yüce Allah şöyle buyurdu: "Derken doğum sancısı onu hurma ağacının gövdesine getirdi (fe-ecâehâ)" [19:23]; denildi ki: onu sığınmaya mecbur etti. O (fiil) ise, "câe"den geçişli kılınmıştır. Onların şu sözü de bunun üzeredir: "Seni arka ayak sinirinin iliğine getiren şey ne kötü şeydir!" Şairin şu sözü de (öyledir): 102- Korku ve umut onu getirdi %~% Ve yürüdü, bize yönelerek geldi "Câe bi-kezâ": onu getirdi/hazır etti; şu (âyet) gibi: "Ona dair dört şahit getirselerdi ya!" [24:13]; "Sana Sebe'den kesin bir haber getirdim" [27:22]. "Câe bi-kezâ"nın anlamı, kendisiyle gelinen şeyin farklılığına göre değişir.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Râgıb el-İsfahânî (ö. 502/1108), Müfredâtu Elfâzi'l-Kur'ân. Eser kamu malıdır; metin Safvân Adnân ed-Dâvûdî tahkiki üzerinden OpenITI korpusundan alınmıştır. Bu bir tefsir değil, kelime/kök çalışmasıdır.

Kök ailesi · 1

Bu kökten türeyen sözlük biçimleri (lemma), sıklığa göre

جاءَFiilyine bize geldiniz278

Türevler · 66

جَآءَ
ve getiren
57
جَآءَهُم
onlara gelince
15
جَآءَهُمْ
onlara getirdiyse
15
جَآءَهُمُ
onlara gelince
11
جَآءَكُمْ
size gelse
11
جَآءَتْهُمْ
onlara getirmişlerdi
11
جَآءَكَ
sana gelen
11
جَآءَكُم
size getirdikleri
10
وَجَآءَ
ve getiren
10
جَآءَتْ
getirmişler
8
جَآءَتْهُمُ
onlara gelmişti
7
جَآءُو
vardılar
6
جَآءَنَا
bize gelirse
6
جَآءُوكَ
sana gelseler
5
أَجِئْتَنَا
sen geldin mi?
5
جِئْتَ
sen yaptın
5
جِئْتُكُم
size getirdim
4
جَآءَكُمُ
size getirdi
4
جِئْنَا
getirsek bile
4
جِئْنَٰكَ
sana getirdiğimiz
3
جَآءَهُۥ
yanına gelince
3
جَآءُوهَا
oraya geldikleri
3
جَآءَتْكُم
size gelmiştir
3
وَجِئْنَا
ve getirdiğimizde
3
وَجَآءَتْ
ve geldi
3
وَجَآءُو
ve getirdiler
2
جَآءَنِى
bana geldi
2
جَآءَهُ
ona geldi
2
جِئْتَهُم
sen onlara getirdiğin
2
وَجِا۟ىٓءَ
ve getirilir
2
جِئْتَنَا
gelince
2
وَجَآءَهُمُ
ve kendilerine geldikten
2
وَجَآءَتْهُمْ
onlara gelmişti
2
جِئْتُمُونَا
yine bize geldiniz
2
جَآءَهَا
oraya geldi
2
فَجَآءُوهُم
onlara geldiler
2
جَآءَهُۥٓ
kendisine geldiği
2
جَآءُوكُمْ
size gelenler
2
جَآءَتِ
geldiği
2
جَآءَتْكُمُ
gelince
1
جَآءُوكُم
onlar gelmişlerdi
1
جِئْنَٰهُم
onlara getirdik
1
وَجَآءُوٓ
ve geldiler
1
وَجِئْتُكَ
ve sana getirdim
1
جَآءَتْكُمْ
size gelmişti
1
جِئْتُكَ
gelince
1
فَأَجَآءَهَا
ve onu getirdi
1
وَجَآءَتْهُ
ve kendisine gelince
1
وَجَآءَهُمْ
ve onlara geldi
1
جِئْتُم
sizin getirdiğiniz
1
جِئْنَٰكُم
biz size getirdik
1
جَآءَتْكَ
sana geldi
1
جَآءَتْهَا
birden çıkıp
1
وَجَآءَكُمُ
ve size geldi
1
فَجَآءَ
ve getirdi
1
فَجَآءَتْهُ
derken ona geldi
1
وَجَآءَهُۥ
ve geldi
1
جَآءَنِىَ
bana geldiği
1
جِئْتِ
sen yaptın
1
وَجَآءَكَ
ve sana gelmiştir
1
جِئْتُمْ
siz bulundunuz
1
جَآءَتْهُ
gelince
1
فَجَآءَهَا
onlara geliverdi
1
وَجِئْتُكُم
ve size getirdim
1
جَآءَتْنَا
bize geldiği
1
لَّجَآءَهُمُ
onlara hemen gelirdi
1

Geçişler

278 geçişin ilk 150 tanesi