← Sure 8

8:17

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ ۚ وَلِيُبْلِىَ ٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلَآءً حَسَنًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Kelime kelime

فَلَمْ
onları siz öldürmediniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
تَقْتُلُوهُمْ
öldürmeyin
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
تَقْتُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَٰكِنَّ
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
قَتَلَهُمْ
onları öldürdü
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
قَتَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
sen atmadın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
رَمَيْتَ
attığın
Fiil
Kök: رمي
Dilbilgisi (i'rab)
رَمَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
رَمَيْتَ
attığın
Fiil
Kök: رمي
Dilbilgisi (i'rab)
رَمَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَلَٰكِنَّ
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
رَمَىٰ
attı
Fiil
Kök: رمي
Dilbilgisi (i'rab)
رَمَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَلِيُبْلِىَ
sınamak için
Fiil
Kök: بلو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يُبْلِىَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Mü'minleri
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
مِنْهُ
kendinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بَلَآءً
bir imtihanla
İsim
Kök: بلو
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَآءًİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَسَنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
إِنَّ
doğrusu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
سَمِيعٌ
işitendir
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
سَمِيعٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَلِيمٌ
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Allah işitendir, bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Savaşta) onları siz öldürmemiştiniz fakat onları Allah öldürmüştü; attığın zaman da sen atmamıştın fakat Allah atmıştı. Bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapmıştı). Şüphesiz ki Allah duyandır, bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

It is not ye who slew them; it was Allah: when thou threwest (a handful of dust), it was not thy act, but Allah's: in order that He might test the Believers by a gracious trial from Himself: for Allah is He Who heareth and knoweth (all things).

A. Yusuf Alipublic-domain

It was not you who killed them but God, and when you [Prophet] threw [sand at them] it was not your throw [that defeated them] but God’s, to do the believers a favour: God is all seeing and all knowing-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Ye (Muslims) slew them not, but Allah slew them. And thou (Muhammad) threwest not when thou didst throw, but Allah threw, that He might test the believers by a fair test from Him. Lo! Allah is Hearer, Knower.

M. Pickthallpublic-domain

And you did not kill them, but it was Allāh who killed them. And you threw not, [O Muḥammad], when you threw, but it was Allāh who threw that He might test the believers with a good test. Indeed, Allāh is Hearing and Knowing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلم تقتلوا -أيها المؤمنون- المشركين يوم "بدر"، ولكن الله قتلهم، حيث أعانكم على ذلك، وما رميت حين رميت -أيها النبي- ولكن الله رمى، حيث أوصل الرمية التي رميتها إلى وجوه المشركين؛ وليختبر المؤمنين بالله ورسوله ويوصلهم بالجهاد إلى أعلى الدرجات، ويعرِّفهم نعمته عليهم، فيشكروا له سبحانه على ذلك. إن الله سميع لدعائكم وأقوالكم ما أسررتم به وما أعلنتم، عليم بما فيه صلاح عباده.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?