← Sure 9

9:59

وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا۟ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤْتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ

Kelime kelime

وَلَوْ
ve şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
أَنَّهُمْ
onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَضُوا۟
razı olsalardı
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
رَضُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَآ
şeye
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
ءَاتَىٰهُمُ
kendilerine verdiğine
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisinin
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَقَالُوا۟
ve deselerdi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَسْبُنَا
bize yeter
İsim
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
حَسْبُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
سَيُؤْتِينَا
yakında bize verecek
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يُؤْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مِن
bol lutfundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
فَضْلِهِۦ
lutuf
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Elçisi de
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِنَّآ
biz sadece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
آİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَى
Allah'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
رَٰغِبُونَ
rağbet ederiz
İsim
Kök: رغب
Dilbilgisi (i'rab)
رَٰغِبُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve "Allah bize yeter, O ve Peygamberi bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah'a gönül bağlayanlardanız" deselerdi daha hayırlı olurdu.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ne olurdu bunlar, Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olsalar da "Bize Allah yeter. Allah bize lütuf ve ihsanından yine lutfeder, verir. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır" deselerdi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar Allah’ın ve Elçisi’nin kendilerine verdiğine razı olup “Allah bize yeter; yakında bize Allah da lütfundan verecektir, Elçisi de. Biz yalnızca Allah’a rağbet edenleriz (yönelenleriz).” deselerdi (daha iyi olurdu).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If only they had been content with what Allah and His Messenger gave them, and had said, "Sufficient unto us is Allah! Allah and His Messenger will soon give us of His bounty: to Allah do we turn our hopes!" (that would have been the right course).

A. Yusuf Alipublic-domain

If only they would be content with what God and His Messenger have given them, and say, ‘God is enough for us- He will give us some of His bounty and so will His Messenger- to God alone we turn in hope.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(How much more seemly) had they been content with that which Allah and His messenger had given them and had said: Allah sufficeth us. Allah will give us of His bounty, and (also) His messenger. Unto Allah we are suppliants.

M. Pickthallpublic-domain

If only they had been satisfied with what Allāh and His Messenger gave them and said, "Sufficient for us is Allāh; Allāh will give us of His bounty, and [so will] His Messenger; indeed, we are desirous toward Allāh," [it would have been better for them].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولو أن هؤلاء الذين يعيبونك في قسمة الصدقات رضوا بما قسم الله ورسوله لهم، وقالوا: حسبنا الله، سيؤتينا الله من فضله، ويعطينا رسوله مما آتاه الله، إنا نرغب أن يوسع الله علينا، فيغنينا عن الصدقة وعن صدقات الناس. لو فعلوا ذلك لكان خيرًا لهم وأجدى.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?