اللحد: حفرة مائلة عن الوسط، وقد لحد القبر: حفره، كذلك وألحده، وقد لحدت الميت وألحدته: جعلته في اللحد، ويسمى اللحد ملحدا، وذلك اسم موضع من: ألحدته، ولحد بلسانه إلى كذا: مال. قال تعالى: لسان الذي يلحدون إليه [النحل/ 103] من: لحد، وقرئ: يلحدون من: ألحد، وألحد فلان: مال عن الحق، والإلحاد ضربان: إلحاد إلى الشرك بالله، وإلحاد إلى الشرك بالأسباب. فالأول ينافي الإيمان ويبطله. والثاني: يوهن عراه ولا يبطله. ومن هذا النحو قوله: ومن يرد فيه بإلحاد بظلم نذقه من عذاب أليم [الحج/ 25]، وقوله: وذروا الذين يلحدون في أسمائه [الأعراف/ 180]، والإلحاد في أسمائه على وجهين: أحدهما أن يوصف بما لا يصح وصفه به. والثاني: أن يتأول أوصافه على ما لا يليق به، والتحد إلى كذا: مال إليه. قال تعالى: ولن تجد من دونه ملتحدا [الكهف/ 27] أي: التجاء، أو موضع التجاء. وألحد السهم الهدف: مال في أحد جانبيه.
Exdore translation — not part of the source
el-Lahd: ortadan bir yana meyilli (eğri) olan çukur. لحد القبر: kabri bu şekilde (yana eğik biçimde) kazdı; ألحده de aynı anlamdadır. لحدت الميت وألحدته: ölüyü lahde koydum. Lahde 'mülhad' da denir; bu, ألحدته fiilinden türeyen bir mekân ismidir. لحد بلسانه إلى كذا: diliyle şuna doğru meyletti (saptı). Allah Teâlâ buyurdu: لسان الذي يلحدون إليه (Kendisine nispet ede geldikleri kimsenin dili) [16:103]; bu, لحد fiilindendir. Ayet يلحدون şeklinde de okunmuştur ki bu da ألحد fiilindendir. ألحد فلان: filan kişi haktan saptı. el-İlhâd (haktan sapma) iki türlüdür: Allah'a ortak koşmaya (şirke) yönelen ilhâd ile sebeplere ortak koşmaya yönelen ilhâd. Birincisi imanı nefyeder (yok eder) ve iptal eder. İkincisi ise imanın bağlarını gevşetir, ama onu iptal etmez. Bu türden olmak üzere O'nun (Allah'ın) şu sözü: ومن يرد فيه بإلحاد بظلم نذقه من عذاب أليم (Orada zulümle haktan sapmak isteyene acı bir azaptan tattırırız) [22:25] ve şu sözü: وذروا الذين يلحدون في أسمائه (O'nun isimleri hakkında ilhâda sapanları bırakın) [7:180] vardır. O'nun isimleri hakkındaki ilhâd iki şekilde olur: Birincisi, O'nu vasfedilmesi doğru olmayan bir şeyle vasfetmek. İkincisi, O'nun sıfatlarını O'na yakışmayacak biçimde tevil etmek. والتحد إلى كذا: ona sığındı (ona doğru meyletti). Allah Teâlâ buyurdu: ولن تجد من دونه ملتحدا (O'ndan başka asla bir sığınak bulamazsın) [18:27] yani sığınma (imkânı) veya sığınılacak yer. وألحد السهم الهدف: ok, hedefin bir tarafına saptı (meyletti).
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)