All surahs

102.The Rivalry in world increase

التكاثر

Meccan · 8 ayahs

Reading mode
  1. 1

    أَلْهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ

    102:1

    The mutual rivalry for piling up (the good things of this world) diverts you (from the more serious things),

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Striving for more distracts you

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Çoğaltma yarışı sizi oyaladı!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Rivalry in worldly increase distracteth you

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Competition in [worldly] increase diverts you

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    شغلكم عن طاعة الله التفاخر بكثرة الأموال والأولاد.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  2. 2

    حَتَّىٰ زُرْتُمُ ٱلْمَقَابِرَ

    102:2

    Until ye visit the graves.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    until you go into your graves.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Sonunda mezarlıkları (bile) ziyaret ettiniz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Until ye come to the graves.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Until you visit the graveyards.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    واستمر اشتغالكم بذلك إلى أن صرتم إلى المقابر، ودُفنتم فيها.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  3. 3

    كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ

    102:3

    But nay, ye soon shall know (the reality).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Hayır! Yakında bileceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    No indeed! You will come to know.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Hayır! İleride bileceksiniz!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, but ye will come to know!

    M. Pickthall · EN · public-domain

    No! You are going to know.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ما هكذا ينبغي أن يُلْهيكم التكاثر بالأموال، سوف تتبيَّنون أن الدار الآخرة خير لكم.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  4. 4

    ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ

    102:4

    Again, ye soon shall know!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Yine hayır! Yakında bileceksiniz (hatanızı).

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    No indeed! In the end you will come to know.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Sonra, ileride elbette bileceksiniz!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, but ye will come to know!

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Then, no! You are going to know.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ثم احذروا سوف تعلمون سوء عاقبة انشغالكم عنها.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  5. 5

    كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ ٱلْيَقِينِ

    102:5

    Nay, were ye to know with certainty of mind, (ye would beware!)

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dikkat edin, şayet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz!

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    No indeed! If only you knew for certain.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Hayır! Şüphesiz ki kesin bir bilgiyle bilseydiniz, ateşi (önceden) elbette görürdünüz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, would that ye knew (now) with a sure knowledge!

    M. Pickthall · EN · public-domain

    No! If you only knew with knowledge of certainty...

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ما هكذا ينبغي أن يلهيكم التكاثر بالأموال، لو تعلمون حق العلم لانزجرتم، ولبادرتم إلى إنقاذ أنفسكم من الهلاك. لتبصرُنَّ الجحيم، ثم لتبصرُنَّها دون ريب، ثم لتسألُنَّ يوم القيامة عن كل أنواع النعيم.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  6. 6

    لَتَرَوُنَّ ٱلْجَحِيمَ

    102:6

    Ye shall certainly see Hell-Fire!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    And olsun ki, cehennemi göreceksiniz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    You will most definitely see Hellfire,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Hayır! Şüphesiz ki kesin bir bilgiyle bilseydiniz, ateşi (önceden) elbette görürdünüz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    For ye will behold hell-fire.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    You will surely see the Hellfire.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ما هكذا ينبغي أن يلهيكم التكاثر بالأموال، لو تعلمون حق العلم لانزجرتم، ولبادرتم إلى إنقاذ أنفسكم من الهلاك. لتبصرُنَّ الجحيم، ثم لتبصرُنَّها دون ريب، ثم لتسألُنَّ يوم القيامة عن كل أنواع النعيم.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  7. 7

    ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ ٱلْيَقِينِ

    102:7

    Again, ye shall see it with certainty of sight!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    And olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gözüyle göreceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    you will see it with the eye of certainty.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Sonra onu (ahirette) bizzat elbette göreceksiniz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Aye, ye will behold it with sure vision.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Then you will surely see it with the eye of certainty.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ما هكذا ينبغي أن يلهيكم التكاثر بالأموال، لو تعلمون حق العلم لانزجرتم، ولبادرتم إلى إنقاذ أنفسكم من الهلاك. لتبصرُنَّ الجحيم، ثم لتبصرُنَّها دون ريب، ثم لتسألُنَّ يوم القيامة عن كل أنواع النعيم.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  8. 8

    ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ

    102:8

    Then, shall ye be questioned that Day about the joy (ye indulged in!).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    On that Day, you will be asked about your pleasures.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Sonra o gün, (dünyada size verilen) nimetlerden elbette sorulacaksınız.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then, on that day, ye will be asked concerning pleasure.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Then you will surely be asked that Day about pleasure.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ما هكذا ينبغي أن يلهيكم التكاثر بالأموال، لو تعلمون حق العلم لانزجرتم، ولبادرتم إلى إنقاذ أنفسكم من الهلاك. لتبصرُنَّ الجحيم، ثم لتبصرُنَّها دون ريب، ثم لتسألُنَّ يوم القيامة عن كل أنواع النعيم.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)