← Sure 10

10:11

۞ وَلَوْ يُعَجِّلُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ ٱلشَّرَّ ٱسْتِعْجَالَهُم بِٱلْخَيْرِ لَقُضِىَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ ۖ فَنَذَرُ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا فِى طُغْيَـٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

Kelime kelime

وَلَوْ
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
يُعَجِّلُ
acele verseydi
Fiil
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
يُعَجِّلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لِلنَّاسِ
insanlara
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلشَّرَّ
kötülüğü
İsim
Kök: شرر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّرَّİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
ٱسْتِعْجَالَهُم
acele istemeleri gibi
İsim
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتِعْجَالَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْخَيْرِ
iyiliği
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَيْرِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
لَقُضِىَ
hemen bitmiş olurdu
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
قُضِىَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَيْهِمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَجَلُهُمْ
süreleri
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَنَذَرُ
böyle bırakırız
Fiil
Kök: وذر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
نَذَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلَّذِينَ
kimseleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
لَا
ummayanları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَرْجُونَ
umarlar
Fiil
Kök: رجو
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِقَآءَنَا
bize kavuşmayı
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لِقَآءَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِى
taşkınlıkları içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
طُغْيَٰنِهِمْ
azgınlıkları
İsim
Kök: طغي
Dilbilgisi (i'rab)
طُغْيَٰنِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَعْمَهُونَ
bocalar bir halde
Fiil
Kök: عمه
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

İyiliği acele isteyen kimselere Allah fenalığı da çarçabuk verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakırız.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alelacele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları içinde bocalayıp giderler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah (inkârcı) insanlara, hayrı acele istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların süreleri bitirilmiş olurdu. Bizimle karşılaşacaklarını ummayanları (ahirete inanmayanları) azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakırız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If Allah were to hasten for men the ill (they have earned) as they would fain hasten on the good,- then would their respite be settled at once. But We leave those who rest not their hope on their meeting with Us, in their trespasses, wandering in distraction to and fro.

A. Yusuf Alipublic-domain

If God were to hasten on for people the harm [they have earned] as they wish to hasten on the good, their time would already be up. But We leave those who do not expect to meet Us to wander blindly in their excesses.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

If Allah were to hasten on for men the ill (that they have earned) as they would hasten on the good, their respite would already have expired. But We suffer those who look not for the meeting with Us to wander blindly on in their contumacy.

M. Pickthallpublic-domain

And if Allāh was to hasten for the people the evil [they invoke] as He hastens for them the good, their term would have been ended for them. But We leave the ones who do not expect the meeting with Us, in their transgression, wandering blindly.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولو يعجِّل الله للناس إجابة دعائهم في الشر كاستعجاله لهم في الخير بالإجابة لهلكوا، فنترك الذين لا يخافون عقابنا، ولا يوقنون بالبعث والنشور في تمرُّدهم وعتوِّهم، يترددون حائرين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular