← Sure 10

10:39

بَلْ كَذَّبُوا۟ بِمَا لَمْ يُحِيطُوا۟ بِعِلْمِهِۦ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُۥ ۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Kelime kelime

بَلْ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَا
şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
لَمْ
kavrayamadıkları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
يُحِيطُوا۟
kuşatmıştır
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
يُحِيطُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِعِلْمِهِۦ
ilmini
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عِلْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَمَّا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَمَّاEdatolumsuzluk
يَأْتِهِمْ
kendilerine gelmeyen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
تَأْوِيلُهُۥ
yorumu
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْوِيلُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَذَٰلِكَ
böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
كَذَّبَ
yalanlamışlardı
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler de
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
مِن
onlardan önceki(ler)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِمْ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٱنظُرْ
bir bak
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱنظُرْFiilemir، 2. tekil eril
كَيْفَ
nasıl
İsim
Kök: كيف
كَانَ
olduğuna
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَٰقِبَةُ
sonlarının
İsim
Kök: عقب
Dilbilgisi (i'rab)
عَٰقِبَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلظَّٰلِمِينَ
zalimlerin
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hayır. Onlar bilgileriyle kavrayamadıkları, te'vili de kendilerine hiç gelmemiş olan bir şeyi yalan saydılar. Bunlardan önce gelip geçenler de yine böyle inkâr etmişlerdi, amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Aksine onlar bilgisini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan (Kur’an’ı) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl olmuştu!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Nay, they charge with falsehood that whose knowledge they cannot compass, even before the elucidation thereof hath reached them: thus did those before them make charges of falsehood: but see what was the end of those who did wrong!

A. Yusuf Alipublic-domain

But they are denying what they cannot comprehend- its prophecy has yet to be fulfilled for them. In the same way, those before them refused to believe- see what was the end of those evildoers!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Nay, but they denied that, the knowledge whereof they could not compass, and whereof the interpretation (in events) hath not yet come unto them. Even so did those before them deny. Then see what was the consequence for the wrong-doers!

M. Pickthallpublic-domain

Rather, they have denied that which they encompass not in knowledge and whose interpretation has not yet come to them. Thus did those before them deny. Then observe how was the end of the wrongdoers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

بل سارَعوا إلى التكذيب بالقرآن أول ما سمعوه، قبل أن يتدبروا آياته، وكفروا بما لم يحيطوا بعلمه من ذكر البعث والجزاء والجنة والنار وغير ذلك، ولم يأتهم بعدُ حقيقة ما وُعِدوا به في الكتاب. وكما كذَّب المشركون بوعيد الله كذَّبت الأمم التي خلت قبلهم، فانظر -أيها الرسول- كيف كانت عاقبة الظالمين؟ فقد أهلك الله بعضهم بالخسف، وبعضهم بالغرق، وبعضهم بغير ذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution