← Sure 11

11:17

أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِّنْهُ وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَـٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًا وَرَحْمَةً ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۚ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ مِنَ ٱلْأَحْزَابِ فَٱلنَّارُ مَوْعِدُهُۥ ۚ فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ ۚ إِنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

Kelime kelime

أَفَمَن
kimse gibi midir?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
كَانَ
olan
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَىٰ
üzere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
بَيِّنَةٍ
açık bir delil
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيِّنَةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّن
Rabbinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّهِۦ
Rabbi
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَيَتْلُوهُ
ve onu izleyen
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَتْلُوFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
شَاهِدٌ
bir şahit
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَاهِدٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْهُ
O'nun tarafından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمِن
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِۦ
ondan önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كِتَٰبُ
kitabı (elinde bulunan)
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كِتَٰبُİsimeril، merfû (nominatif)
مُوسَىٰٓ
Musa'nın
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰٓİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
إِمَامًا
bir rehber
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
إِمَامًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَرَحْمَةً
ve rahmet olan
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَحْمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte bunlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
يُؤْمِنُونَ
iman ederler
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يَكْفُرْ
inkar ederse
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
يَكْفُرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مِنَ
topluluklardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَحْزَابِ
kabilelerden
İsim
Kök: حزب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَحْزَابِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
فَٱلنَّارُ
ateştir
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارُİsimdişil، merfû (nominatif)
مَوْعِدُهُۥ
kendisine vaadedilen
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْعِدُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَلَا
hiç olma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَكُ
bir şey olsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
تَكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
مِرْيَةٍ
şüphe
İsim
Kök: مري
Dilbilgisi (i'rab)
مِرْيَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُ
bundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِنَّهُ
şüphesiz bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْحَقُّ
bir gerçektir
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقُّİsimeril، merfû (nominatif)
مِن
Rabbinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَلَٰكِنَّ
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنَّEdatmansûb (akuzatif)
أَكْثَرَ
çoğu
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْثَرَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
ٱلنَّاسِ
insanların
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
لَا
iman etmezler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُؤْمِنُونَ
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir şahidi olanlar, önlerinde de Musa'nın Kitap'ı önder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, işte onlar Kuran'a inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse yeri ateştir; senin de bundan şüphen olmasın. Doğrusu o, Rabbinden bir gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O dünyayı isteyenler, hiç Rabbinden açık bir belge üzere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah'dan gelen bir şahid olarak Kur'ân izliyor, ondan önce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'nın kitabı yine onu destekliyor. Böyle olanlar Kur'ân'a inanırlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkâr ederse, ona vaad edilen yer ateştir. İşte bütün bunlardan dolayı sen de bu Kur'ân'dan şüphe içinde olma. Kesinlikle o haktır, Rabbindendir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Rabbi tarafından apaçık bir delil üzere olan ve kendisini O’ndan (Rabbinden) bir şahidin tilavet ettiği (takip ettiği), ayrıca kendisinden önce önder ve rahmet olarak Musa’nın Kitabı (elinde) bulunan kimse (inkârcılar gibi) midir? Bunlar, ona (Kur’an’a) inanırlar. O gruplardan hangisi onu inkâr ederse işte cehennem ateşi onun varacağı yerdir. Bundan şüphen olmasın! Şüphesiz ki bu, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir fakat insanların çoğu inanmazlar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Can they be (like) those who accept a Clear (Sign) from their Lord, and whom a witness from Himself doth teach, as did the Book of Moses before it,- a guide and a mercy? They believe therein; but those of the Sects that reject it,- the Fire will be their promised meeting-place. Be not then in doubt thereon: for it is the truth from thy Lord: yet many among men do not believe!

A. Yusuf Alipublic-domain

Can they be compared to those who have clear proof from their Lord, recited by a witness from Him, and before it the Book of Moses, as a guide and mercy? These people believe in it, whereas those groups that deny its truth are promised the Fire. So have no doubt about it [Prophet]: it is the Truth from your Lord, though most people do not believe so.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Is he (to be counted equal with them) who relieth on a clear proof from his Lord, and a witness from Him reciteth it, and before it was the Book of Moses, an example and a mercy? Such believe therein, and whoso disbelieveth therein of the clans, the Fire is his appointed place. So be not thou in doubt concerning it. Lo! it is the Truth from thy Lord; but most of mankind believe not.

M. Pickthallpublic-domain

So is one who [stands] upon a clear evidence from his Lord [like the aforementioned]? And a witness from Him follows it, and before it was the Scripture of Moses to lead and as mercy. Those [believers in the former revelations] believe in it [i.e., the Qur’ān]. But whoever disbelieves in it from the [various] factions - the Fire is his promised destination. So be not in doubt about it. Indeed, it is the truth from your Lord, but most of the people do not believe.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أفمَن كان على حجة وبصيرة من ربه فيما يؤمن به، ويدعو إليه بالوحي الذي أنزل الله فيه هذه البينة، ويتلوها برهان آخر شاهد منه، وهو جبريل أو محمد عليهما السلام، ويؤيد ذلك برهان ثالث من قبل القرآن، وهو التوراة -الكتاب الذي أنزل على موسى إمامًا ورحمة لمن آمن به-، كمن كان همه الحياة الفانية بزينتها؟ أولئك يصدِّقون بهذا القرآن ويعملون بأحكامه، ومن يكفر بهذا القرآن من الذين تحزَّبوا على رسول الله صلى الله عليه وسلم فجزاؤه النار، يَرِدُها لا محالة، فلا تك -أيها الرسول- في شك من أمر القرآن وكونه من عند الله تعالى بعد ما شهدت بذلك الأدلة والحجج، واعلم أن هذا الدين هو الحق من ربك، ولكن أكثر الناس لا يصدِّقون ولا يعملون بما أُمروا به. وهذا توجيه عام لأمة محمد صلى الله عليه وسلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?