← Sure 11

11:3

وَأَنِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَـٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِى فَضْلٍ فَضْلَهُۥ ۖ وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ

Kelime kelime

وَأَنِ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنِEdatmasdar bağlacı
ٱسْتَغْفِرُوا۟
bağışlanma dileyin
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَغْفِرُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
تُوبُوٓا۟
tevbe edin
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
تُوبُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَيْهِ
O'na
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يُمَتِّعْكُم
sizi yararlandırsın
Fiil
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
يُمَتِّعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّتَٰعًا
nimetlerden
İsim
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
مَّتَٰعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَسَنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
إِلَىٰٓ
bir süreye kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَجَلٍ
bir süreye
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّسَمًّى
belirli
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسَمًّىİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَيُؤْتِ
ve versin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُؤْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُلَّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
ذِى
sahibine
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذِىİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
فَضْلٍ
ihsan
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَضْلَهُۥ
kendi ihsanını
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تَوَلَّوْا۟
yüz çevirirseniz
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَإِنِّىٓ
gerçekten ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَخَافُ
korkarım
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَافُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
عَلَيْكُمْ
sizin hakkınızda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَذَابَ
azabından
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
يَوْمٍ
bir günün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
كَبِيرٍ
büyük
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبِيرٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süreye kadar güzel güzel yaşatsın. Ve her fazilet sahibine layık olduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bu kitap) Rabbinizden bağışlanma dilemeniz, sonra da O'na tevbe etmeniz (yönelmeniz) için (indirildi) ki (Allah) sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatsın ve iyilik sahibi olan herkese de iyiliğinden (daha çok) versin. Yüz çevirirseniz, size gelecek büyük bir günün azabından korkarım.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"(And to preach thus), 'Seek ye the forgiveness of your Lord, and turn to Him in repentance; that He may grant you enjoyment, good (and true), for a term appointed, and bestow His abounding grace on all who abound in merit! But if ye turn away, then I fear for you the penalty of a great day:

A. Yusuf Alipublic-domain

Ask your Lord for forgiveness, then turn back to Him. He will grant you wholesome enjoyment until an appointed time, and give His grace to everyone who has merit. But if you turn away, I fear you will have torment on a terrible Day:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And (bidding you): Ask pardon of your Lord and turn to Him repentant. He will cause you to enjoy a fair estate until a time appointed. He giveth His bounty unto every bountiful one. But if ye turn away, lo! (then) I fear for you the retribution of an awful Day.

M. Pickthallpublic-domain

And [saying], "Seek forgiveness of your Lord and repent to Him, [and] He will let you enjoy a good provision for a specified term and give every doer of favor his favor [i.e., reward]. But if you turn away, then indeed, I fear for you the punishment of a great Day.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واسألوه أن يغفر لكم ذنوبكم، ثم ارجعوا إليه نادمين يمتعْكم في دنياكم متاعًا حسنًا بالحياة الطيبة فيها، إلى أن يحين أجلكم، ويُعطِ كل ذي فضل من علم وعمل جزاء فضله كاملا لا نقص فيه، وإن تعرضوا عمَّا أدعوكم إليه فإني أخشى عليكم عذاب يوم شديد، وهو يوم القيامة. وهذا تهديد شديد لمن تولَّى عن أوامر الله تعالى وكذَّب رسله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?