← Sure 11

11:31

وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ إِنِّى مَلَكٌ وَلَآ أَقُولُ لِلَّذِينَ تَزْدَرِىٓ أَعْيُنُكُمْ لَن يُؤْتِيَهُمُ ٱللَّهُ خَيْرًا ۖ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا فِىٓ أَنفُسِهِمْ ۖ إِنِّىٓ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Kelime kelime

وَلَآ
ben demiyorum
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَآEdatolumsuzluk
أَقُولُ
demiyorum
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
أَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
عِندِى
benim yanımdadır
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندِİsimmekân zarfı
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
خَزَآئِنُ
hazineleri
İsim
Kök: خزن
Dilbilgisi (i'rab)
خَزَآئِنُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَلَآ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَآEdatolumsuzluk
أَعْلَمُ
bilmiyorum
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
ٱلْغَيْبَ
gaybı
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَيْبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَلَآ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَآEdatolumsuzluk
أَقُولُ
demiyorum
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
أَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
إِنِّى
şüphesiz ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
مَلَكٌ
meleğim (diye)
İsim
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
مَلَكٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَآ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَآEdatolumsuzluk
أَقُولُ
diyemem
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
أَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
لِلَّذِينَ
kimseler için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
تَزْدَرِىٓ
küçük gördükleri
Fiil
Kök: زري
Dilbilgisi (i'rab)
تَزْدَرِىٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
أَعْيُنُكُمْ
gözlerinizin
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْيُنُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَن
onlara vermeyecektir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَنEdatolumsuzluk
يُؤْتِيَهُمُ
verilen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
خَيْرًا
bir hayır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat
بِمَا
olanı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
فِىٓ
içlerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِهِمْ
onların kendi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنِّىٓ
ben gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
إِذًا
o zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِذًاEdatcevap (evet)
لَّمِنَ
kimselerden olurum
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلظَّٰلِمِينَ
zulmeden
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

"Size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ben size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum ki. Ben size "Ben bir meleğim." de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında "Allah onlara hiçbir hayır vermez." de demiyorum. Onların içlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddia etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdum.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ben size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum; gaybı (bilinemeyeni) de bilemem. ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kişiler için ‘Allah onlara asla bir hayır vermeyecektir’ diyemem. Kalplerinde olanı Allah çok iyi bilendir. O(nları kovduğum) takdirde doğrusu ben zalimlerden olurum.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"I tell you not that with me are the treasures of Allah, nor do I know what is hidden, nor claim I to be an angel. Nor yet do I say, of those whom your eyes do despise that Allah will not grant them (all) that is good: Allah knoweth best what is in their souls: I should, if I did, indeed be a wrong-doer."

A. Yusuf Alipublic-domain

I am not telling you that I hold God’s treasures, or have any knowledge of what is hidden, or that I am an angel. Nor do I say that God will not grant any good to those who are despised in your eyes: God Himself knows best what is in their souls. If I did this I would be one of the wrongdoers.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

I say not unto you: "I have the treasures of Allah" nor "I have knowledge of the Unseen," nor say I: "Lo! I am an angel!" Nor say I unto those whom your eyes scorn that Allah will not give them good - Allah knoweth best what is in their hearts - Lo! then indeed I should be of the wrong-doers.

M. Pickthallpublic-domain

And I do not tell you that I have the depositories [containing the provision] of Allāh or that I know the unseen, nor do I tell you that I am an angel, nor do I say of those upon whom your eyes look down that Allāh will never grant them any good. Allāh is most knowing of what is within their souls. Indeed, I would then be among the wrongdoers [i.e., the unjust]."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا أقول لكم: إني أملك التصرف في خزائن الله، ولا أعلم الغيب، ولست بمَلَك من الملائكة، ولا أقول لهؤلاء الذين تحتقرون من ضعفاء المؤمنين: لن يؤتيكم الله ثوابًا على أعمالكم، فالله وحده أعلم بما في صدورهم وقلوبهم، ولئن فعلتُ ذلك إني إذًا لمن الظالمين لأنفسهم ولغيرهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?