← Sure 11

11:32

قَالُوا۟ يَـٰنُوحُ قَدْ جَـٰدَلْتَنَا فَأَكْثَرْتَ جِدَٰلَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Kelime kelime

قَالُوا۟
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَٰنُوحُ
Ey Nuh
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
نُوحُİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
جَٰدَلْتَنَا
bizimle tartıştın
Fiil
Kök: جدل
Dilbilgisi (i'rab)
جَٰدَلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَأَكْثَرْتَ
çok ileri gittin
Fiil
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَكْثَرْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
جِدَٰلَنَا
bizimle tartışmanda
İsim
Kök: جدل
Dilbilgisi (i'rab)
جِدَٰلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَأْتِنَا
getir bakalım
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أْتِFiilemir، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِمَا
şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعِدُنَآ
bize vaadettiğin
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
تَعِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
كُنتَ
isen
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنَ
doğru sözlülerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلصَّٰدِقِينَ
doğrulara
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰدِقِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

"Ey Nuh! Bizimle cidden tartıştın; hem de çok tartıştın. Doğru sözlülerden isen tehdit ettiğin azabı başımıza getir" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Dediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didişip durdun, didişmende de çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin şu azabı getir de görelim."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar “Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin ve bize karşı mücadelede çok ileri gittin. Doğru kişilerden isen bize vadettiğini bize getir!” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They said: "O Noah! thou hast disputed with us, and (much) hast thou prolonged the dispute with us: now bring upon us what thou threatenest us with, if thou speakest the truth!?"

A. Yusuf Alipublic-domain

They said, ‘Noah! You have argued with us for too long. Bring down on us the punishment you threaten us with, if you are telling the truth.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They said: O Noah! Thou hast disputed with us and multiplied disputation with us; now bring upon us that wherewith thou threatenest us, if thou art of the truthful.

M. Pickthallpublic-domain

They said, "O Noah, you have disputed [i.e., opposed] us and been frequent in dispute of us. So bring us what you threaten us, if you should be of the truthful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قالوا: يا نوح قد حاججتنا فأكثرت جدالنا، فأتنا بما تعدنا من العذاب إن كنت من الصادقين في دعواك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?