← Sure 11

11:69

وَلَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوا۟ سَلَـٰمًا ۖ قَالَ سَلَـٰمٌ ۖ فَمَا لَبِثَ أَن جَآءَ بِعِجْلٍ حَنِيذٍ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
جَآءَتْ
geldiler
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
رُسُلُنَآ
elçilerimiz
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'e
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِبْرَٰهِيمَİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
بِٱلْبُشْرَىٰ
müjdeyle
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بُشْرَىٰİsimdişil، mecrûr (genitif)
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَلَٰمًا
Selam
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
سَلَٰمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَالَ
(O da) dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
سَلَٰمٌ
Selam
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
سَلَٰمٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَمَا
ve hemen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
لَبِثَ
kaldıklarını
Fiil
Kök: لبث
Dilbilgisi (i'rab)
لَبِثَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَن
getirdi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
جَآءَ
gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِعِجْلٍ
bir buzağı
İsim
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عِجْلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
حَنِيذٍ
kızartılmış
İsim
Kök: حنذ
Dilbilgisi (i'rab)
حَنِيذٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

And olsun ki, elçilerimiz müjde ile İbrahim'e geldiler. "Selam sana" dediler, "Size de selam" dedi, hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Andolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve "selâm" dediler, o da "selâm" dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki (melek) elçilerimiz İbrahim’e müjde ile gelmiş ve “Selam (sana)!” demişlerdi; o da “(Size de) selam!” demiş ve çok geçmeden kızartılmış bir buzağı getirmişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

There came Our messengers to Abraham with glad tidings. They said, "Peace!" He answered, "Peace!" and hastened to entertain them with a roasted calf.

A. Yusuf Alipublic-domain

To Abraham Our messengers brought good news. They said, ‘Peace.’ He answered, ‘Peace,’ and without delay he brought in a roasted calf.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And Our messengers cam unto Abraham with good news. They said: Peace! He answered: Peace! and delayed not to bring a roasted calf.

M. Pickthallpublic-domain

And certainly did Our messengers [i.e., angels] come to Abraham with good tidings; they said, "Peace." He said, "Peace," and did not delay in bringing [them] a roasted calf.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد جاءت الملائكة إبراهيم يبشرونه هو وزوجته بإسحاق، ويعقوبَ بعده، فقالوا: سلامًا، قال ردًّا على تحيتهم: سلام، فذهب سريعًا وجاءهم بعجل سمين مشويٍّ ليأكلوا منه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?