← Sure 12

12:54

وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦٓ أَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْسِى ۖ فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلْيَوْمَ لَدَيْنَا مَكِينٌ أَمِينٌ

Kelime kelime

وَقَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْمَلِكُ
Kral
İsim
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَلِكُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱئْتُونِى
bana getirin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱئْتُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِهِۦٓ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦٓİsimzamir، 3. tekil eril
أَسْتَخْلِصْهُ
onu özel (dost) yapayım
Fiil
Kök: خلص
Dilbilgisi (i'rab)
أَسْتَخْلِصْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لِنَفْسِى
kendime
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
كَلَّمَهُۥ
onunla konuşunca
Fiil
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
كَلَّمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِنَّكَ
şüphesiz sen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱلْيَوْمَ
bugün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لَدَيْنَا
yanımızda
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لَدَيْİsimmekân zarfı
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَكِينٌ
mevki sahibisin
İsim
Kök: مكن
Dilbilgisi (i'rab)
مَكِينٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَمِينٌ
güvenilir(bir kimse)sin
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَمِينٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Hükümdar: "Onu bana getirin, yanıma alayım" dedi. Onunla konuşunca: "Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır." dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim." Sonra onunla konuşunca da: "Sen bugün yanımızda gerçekten büyük bir mevki sahibisin, güvenilir birisin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hükümdar şöyle demişti: “Onu (Yusuf’u) bana getirin; onu kendime özel (danışman) yapayım!’ Ona konuşunca (Yusuf’la konuşunca) “Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibisin; güvenilirsin (güvendesin)” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So the king said: "Bring him unto me; I will take him specially to serve about my own person." Therefore when he had spoken to him, he said: "Be assured this day, thou art, before our own presence, with rank firmly established, and fidelity fully proved!

A. Yusuf Alipublic-domain

The king said, ‘Bring him to me: I will have him serve me personally,’ and then, once he had spoken with him, ‘From now on you will have our trust and favour.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the king said: Bring him unto me that I may attach him to my person. And when he had talked with him he said: Lo! thou art to-day in our presence established and trusted.

M. Pickthallpublic-domain

And the king said, "Bring him to me; I will appoint him exclusively for myself." And when he spoke to him, he said, "Indeed, you are today established [in position] and trusted."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال الملك الحاكم لـ "مصر" حين بلغته براءة يوسف: جيئوني به أجعله من خلصائي وأهل مشورتي، فلما جاء يوسف وكلَّمه الملك، وعرف براءته، وعظيم أمانته، وحسن خلقه، قال له: إنك اليوم عندنا عظيم المكانة، ومؤتمن على كل شيء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?